YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/7618
KARAR NO : 2014/8027
KARAR TARİHİ : 24.04.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Görevi yaptırmamak için direnme,kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret, kamu malına zarar verme, mala zarar verme,kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma,yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma,suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde,somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek;isnat,mağdurun onur şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, onur ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır.
Tarafların sosyal durumları,sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır.
Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir.Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar,örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır.
5237 sayılı TCK’nın “Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler” başlıklı dördüncü kısmının, “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar ”başlıklı birinci bölümünde, 265. maddesi ile düzenlenen;“Görevini Yaptırmamak İçin Direnme”suçuyla korunan hukuki yarar,kamu idaresinin güvenilirliği ve işleyişi olup;bu suçta,kamu faaliyetlerine kişilerin saygı göstermelerinin sağlanması ve kamu görevlerinin yerine getirilmesini dolayısıyla da kamu görevini yerine getirenleri engellemeye yönelik fiillerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Öte yandan, kendisine verilen görevi yerine getirmekte olan kamu görevlisine karşı cebir ve/veya tehdit fiili gerçekleştirilmiş bulunduğundan bu suçla aynı zamanda kişi özgürlüğü ve beden bütünlüğü de korunmaktadır. Maddede düzenlenen görevini yaptırmamak için direnme suçu,seçimlik hareketli bir suç olup kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla,cebir ve/veya tehdit kullanılması ile suç oluşmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için,öncelikle engellenmek istenen işin o kamu görevlisinin görevine giriyor olması zorunludur. Zira madde, kamu görevlisinin yerine getirdiği herhangi bir iş için değil,görevine giren bir iş için koruma sağlamaktadır. Cebir, kamu görevlisine karşı fiziki güç kullanılmasıdır. Cebrin sınırı, kasten yaralama suçunun temel şekli veya daha az cezayı gerektiren hâli kapsamında değiştirilebilecek boyutta olmasıdır. Cebirle,kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerine sebebiyet verilirse,fail ayrıca bu suçtan da beşinci fıkra uyarınca cezalandırılacaktır. Cebir veya tehdidin alenî olması şart değildir. Bu manada cebir ve tehdit, kamu görevlisinin görevini yerine getirmesini engellemeye elverişli, doğrudan kamu görevlisine yönelik ve ortadan kaldırılmadığı sürece göreve devam edilmesine engel olan güç kullanılmasını ifade eder.
Sanıkların, ikametlerinde alkol aldıkları, akabinde dışarı çıkarak Uzunyalı’da bir barda alkol almaya devam ettikleri, bardan aşırı alkollü bir şekilde çıkarak ikametlerine dönmek üzere yürüyerek ilerledikleri esnada bir grup şahıs ile kavga etmeye başladıkları, kavga sonrasında sanıkların etrafa bağırıp çağırarak taşkınlık yapmaya başlayıp müşteki Hüseyin’e ait dükkanın camını kırdıkları, daha sonra olay yerine gelen görevli polis memurlarının sanıklara sakin olmaları hususunda uyarıda bulundukları, ancak sanıkların bu uyarılara aldırış etmedikleri, bunun üzerine müşteki polis memurlarının haklarında adli işlem yapmak için sanıkları yakalamak istemeleri üzerine sanıkların görevli polis memurlarına sinkaflı sözler ile hakarette bulundukları, ellerinde bulunan cam parçalarını müşteki polis memurlarına doğrultup “ gelmeyin lan o.. çocukları “ şeklinde sözler söyleyerek hakaretlerine devam ettikleri, sanık …’in elinde bulunan cam parçasını kendi kafasına vurarak parçaladığı, daha sonra müşteki polis memuru …’in yüzüne kafa atarak vücudunda kemik kırığı oluşacak ve basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek ölçüde kasten yaraladığı, sanıkların gelen takviye kolluk güçlerince etkisiz hale getirilip adli raporlarının alınması için ekip otosuna bindirildikleri sırada sanık …’ın “ ben …’ın akrabasıyım, benim soyadımda …, ben onun … temsilcisiyim “ diyerek tehdit eylemine devam ettiği, akabinde sanıkların gözaltı kararına istinaden karakol nezarethanesine getirildiklerinde, sanık …’ın taşkınlıklarına devam etmesi nedeniyle kelepçelendiği sandalyeyi kırarak zarar verdiğinin iddia edildiği olayda, mahkemenin kamu malına zarar verme, mala zarar verme, kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret, kasten yaralama ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarının oluştuğuna ilişkin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanık … hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan mahkemece mahkumiyet hükmü kurularak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi karşısında, tebliğnamedeki bu hususta belirtilen görüşe iştirak edilmemiştir.
1-Sanık … hakkında müşteki …’e karşı işlemiş olduğu mala zarar verme suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Sanık hakkında mala zarar verme suçundan hükmolunan cezanın miktar ve türüne göre hükmün 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 5219 sayılı Kanunun 3-B maddesi ile değişik 1412 sayılı CMUK’nın 305/1.maddesi gereğince hüküm tarihine göre, temyizi mümkün olmadığından sanık müdafinin bu suçtan kurulan hükme yönelik temyiz isteğinin aynı kanunun 317.maddesi gereğince istem gibi REDDİNE,
2-Sanık … hakkında kamu malına zarar verme ile sanık … hakkında görevi yaptırmamak için direnme, mala zarar verme, kasten yaralama ve kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02.03.2010 tarih, 2009/9-259 esas, 2010/47 sayılı kararına göre, görevi yaptırmamak için direnme suçunun sanık …’ın birden fazla polis memuruna karşı cebir ve şiddet göstererek hukuksal anlamda tek bir fiil ile gerçekleştirilmesi nedeniyle aynı nev’iden fikri içtimaın koşulları gerçekleşmiş bulunduğundan sanık hakkında anılan suçtan tayin olunan cezanın 5237 sayılı TCK’nın 43/2. maddesi ile arttırılması gerektiği gözetilmeden eksik ceza tayini karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafilerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 24.04.2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.