Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/20982 E. 2014/13786 K. 09.07.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/20982
KARAR NO : 2014/13786
KARAR TARİHİ : 09.07.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Şikayetçi …’in ….Tic.Ltd.Şti.yetkilisi olduğu, 15/05/2007 tanzim ve 31/05/2007 ödeme tarihli 3.920 TL bedelli borçluları …ve …olan senetle alakaları olmadığı halde senet üzerinde şirket ünvanı kaşesiz el yazılı olarak yazılmış olması sebebiyle haklarında … Nak. Tic. Ltd. Şti tarafından icra takibine girişildiği, itiraz süresi içerisinde itirazda bulundukları halde yanlış yapıldığından dolayı itirazın takibi durdurmadığı, kesinleşen takip üzerine şirket araçlarına ve banka mevduatına haciz konulduğundan 6.580 TL tutarında ödeme yaptıkları ve mağdur olmaları sebebiyle sahte senet düzenleyerek haklarında takip yapılmasına neden olan şahıslardan şikayetçi olduğu, katılanın …ve … … isimli şahısların … Tic.Ltd.Şti.’nde çalıştığını bildiğini, olayda bahsi geçen senedin şirket yetkilisi tanık… tarafından … firmasına kamyon lastiği satılması karşılığı tanık … tarafından imzalandığını hatta tanık…’nın o tarihte kendisini arayarak senet kabul edip etmeyeceğini söylediği, kendisininde … firmasını dürüst olarak tanıması sebebiyle senedi kabul ettiğini söylediği, 1 yıl süreyle firma yetkilisi …’a ulaşarak senedi niye ödemediklerini sorduysa da kabul veya red şeklinde bir sonuç alamadığı, senedi kendilerinin tanzim etmediği, tanık…’nın beyanında, satış sorumlusu olarak çalıştığını, …ve …’in gelerek 4 adet lastik ve jant aldığını, karşılığında senet verdiklerini, senedi kendisinin yazdığını, yazarken senet borçlusu olarak … şirketinin adını yazdığını ve tanık …’in imzaladığını, bunu bilerek yapmadığını beyan ettiği, …ve …’in senet borcunu ödediklerini ifade ettikleri, tanık …’in senet bedelini sanığa ödediğini, karşılığında imzaladığı senedi alamadığını, sanığın senet yerine aldığı 3950TL karşılığı senet düzenleyerek kendisine verdiğini ve arkasına “senet iade edilmediğinden karşılık olarak” ibaresini yazdığını beyan ettiği, sanığın …şirketinde satış müdürü olarak çalıştığını, …ve …’e çalıştığı şirketten 4 adet tır lastiği karşılığında verdikleri senetin muhasebe işleri ile uğrasan tanık… tarafından düzenlendiğini ancak senet üzerinde … isminin neden yazılı olduğunu bilmediğini, senedi şirketin muhasebe birimine verdiğini, lastikten kaynaklanan borcunun ödendiği halde parayı şirkete vermeyerek kendisinin mal edindiğini, daha sonra senetten kaynaklanan borcu üstlenip aylık 1.000 TL’lik taksitler halinde çalıştığı şirkete ödediğini ve tanık …’e borçlu olmadıklarına dair yazılı bir belge ile yapılan ödemeye karşılık 3.920 TL tutarında senet imzalayarak verdiğini beyan ettiği, sanığın bu eylemiyle hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda; sanık savunması, katılan, şikayetçi ve tanık beyanları ile tüm dosya kapsamına göre, atılı suçun sanık tarafından işlediğinin sabit olduğu gerekçesine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre katılan vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından, adli para cezasının uygulanmasına ilişkin olarak sırasıyla ”30 gün”, “25 gün” ve ”500 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla ” 5 gün ” , “4 gün” ve ” 80 TL ” adli para cezası ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 09.07.2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.