YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/20485
KARAR NO : 2014/13303
KARAR TARİHİ : 03.07.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanıkların, fiziksel engelli olan ve maaşını PTT Müdürlüğünden alıp caddede yaya olarak yürümekte olan müştekinin yanına yaklaşarak kendilerini PTT Müdürü olarak tanıtarak kendisine maaşın eksik olarak ödendiğini söyleyip çekmiş olduğu maaşı istedikleri, müştekininde sanıklara takım elbiseli ve çantalı olması nedeniyle inanıp çekmiş olduğu maaşı vermesinin ardından, sanıkların müştekiye “sen kimlik fotokopini çek ve bizi burada bekle” diyerek uzaklaştıkları olayda, sanıkların eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğu yönündeki kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarına ilişkin hak yoksunluğunun, aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilmeye kadar
Uygulanabileceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 07.06.2011 tarih, 2011/9-88 esas, 2011/116 karar sayılı kararına göre, sanık …’un tekerrüre esas başkaca mahkumiyeti bulunmasına karşın daha az cezayı içeren hükümlülüğünün tekerrüre esas alınarak sanık hakkında hükmolunan cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 1412 sayılı CMUK’nın 5320 sayılı Kanun uyarınca halen yürürlükte bulunan 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanıkalar hakkındaki hüküm fıkralarından 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkartılıp yerine, “5237 sayılı TCK’nın 53. maddenin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” cümlesi eklenilmek ve sanık … hakkındaki hüküm fıkrasından TCK’nın 58. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümlerin hükümden çıkartılarak yerine “Sanığın Salihli 1 Asliye Ceza Mahkemesinin 10.11.2007 tarih ve 2001/545 esas 2007/386 karar sayılı hükmü ile mükerrir olduğu anlaşıldığından TCK’nın 58. maddesi uyarınca cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesi uyarınca aleyhe değiştirmeme ilkesi gözetilerek 5275 sayılı Kanunun 108/2. maddesi gereğince mükerrir olan sanık hakkında koşullu salıverme süresine eklenecek miktarın sanık hakkında tekerrüre esas alınan İzmir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2005/954 esas 2007/122 karar sayılı ilamına konu olan 10 ay hapis ve 500 TL adli para cezası esas alınarak belirlenmesine” cümlesinin hükme eklenmesi suretiyle diğer yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 03.07.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.