Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/15787 E. 2014/8032 K. 24.04.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/15787
KARAR NO : 2014/8032
KARAR TARİHİ : 24.04.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet (sanık …), beraat (sanık …)

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
25/12/2007 keşide tarihli, 5,700.00 TL meblağlı keşidecisi …Hizmetleri Ltd Şti görünen …seri nolu tamamen sahte olarak üretilmiş çeki avukatlık yapan şikayetçi …’ın, müvekkili katılan …’nun kira borcuna karşılık sanık …’tan aldığı, sanık …’ın savunmasında; katılan …’nun kiracısı olduğunu 26 aydır kira borcunu ödeyemediğini şikayetçi Av. … ile çıkartılan tahliye kararı üzerine görüşme yaptığında süre istediğini, bu sırada önceki tarihlerde 1,200.00 TL borç para verdiği … isimli arkadaşını görerek alacağını istediğini, …’nin kendisine parasının olmadığını ancak arkadaşına ait olan bir çeki verebileceğini, çekin sağlam olduğunu söyleyerek üzerinde hiçbir yazı ve imza bulunmayan çek yaprağını kendisine verdiğini, bu çek yaprağının 5,700.00 TL tutarında kendi yazısı ile doldurduğunu, keşideci olarak bu çeki imzaladığını, hatta …’nin tarifi üzerine çek arkasını hayali bir isim olan … ismini yazıp altına da imza atıp ciro yapılmış gösterdiğini, bu şekilde düzenlediği çeki ev sahibinin avukatına verdiğini ifade ederek suçunu ikrar ettiği, diğer sanık …’nin de savunmasında; arkadaşı …’a borcu olduğunu ve bu borcu ödeyemediğini, ancak; suça konu çeki de arkadaşı …’a kendisinin vermediğini belirttiği somut olayda;
1-Katılan vekili ve şikayetçinin sanık … hakkında verilen beraat kararına yönelik olarak yaptıkları temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Katılan … vekili sıfatıyla şikayetçi olan …’ın, yüzüne karşı tefhim olunan 09/12/2009 tarihli beraat hükmüne yönelik, yasal süresi geçtikten sonra yaptığı, 21/12/2009 havale tarihli dilekçesi ile vaki temyiz talebinin, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2-Sanık …’ın kendisi hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükme yönelik olarak yaptığı temyiz talebinin incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
3-Sanık …’ın kendisi hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hükme yönelik olarak yaptığı temyiz talebinin incelemesinde;
Sanığın, önceden doğmuş olan kira borcu nedeniyle suça konu sahte çeki katılan vekiline sonradan vermesi biçimindeki eyleminde, zararın sahte çekin verilmesinden önce oluştuğu ve atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine hükmolunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 24.04.2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.