YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/10682
KARAR NO : 2014/4426
KARAR TARİHİ : 11.03.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, şikayetçiye ait Billursu isimli işyerine geldiği, … Öğretmen evinde çalışıyormuş gibi davranarak şikayetçiye “… Öğretmen evine su lazım anlaşma yapalım” dediği, şikayetçinin de bunu kabul ettiği, birlikte … Öğretmen evine gittikleri, sanığın resepsiyona uğrayarak görevli ile bir şeyler konuşuyormuş gibi davrandığı, daha sonra resepsiyondan ayrılarak şikayetçinin yanına geldiği, su anlaşması yapacak görevlinin orada olmadığını söyleyip telefonu istediği onunla konuşayım dediği, şikayetçinin de sanığın bu hileli davranışlarına inanarak kendisine ait cep telefonunu verdiği, sanığın daha sonra telefon ile konuşuyor gibi yaparak resepsiyona doğru yürüdüğü ve telefonsuz olarak geriye döndüğü, şikayetçiye telefonla resepsiyonda görüşmenin devam ettiğini söylediği, sanığın tekrar dışarıya çıkarak … Öğretmen evinden ayrıldığı, bu suretle şikayetçiyi dolandırdığı anlaşılmakla mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanık hakkında temel ceza tayini sırasında hürriyeti bağlayıcı cezanın alt sınırdan belirlendiği halde adli para cezasının alt sınırdan uzaklaşılarak tespit edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “30 gün”, “10 gün”, “8 gün” ve “160 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün” “1 gün” “1 gün” ve “20 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 11/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.