YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/21301
KARAR NO : 2014/5969
KARAR TARİHİ : 31.03.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum ya da kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin,taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Sanığın katılanla arkadaş oldukları, ekonomik açıdan zor durumda bulunduğu bir sırada …’tan kredi çeken katılanın çektiği paranın yarısını borç olarak sanığa verdiği ve karşılığında 24 adet 203 TL tutarlı senet aldığı, sanığın senetlerin bir kısmını ödemesinden sonra geri kalanlarını ödeyemediği, bunun üzerine katılanın birçok kez senet bedellerini sanıktan istediği, zor durumda kalan ve borcunu ödeyemeyen sanığın katılanı oyalamak amacıyla tazminat davası açtığını ve para aldığında kendisine borcunu ödeyeceğini söyleyerek katılanı inandırmak için Emniyet Müdürlüğü ve … Cumhuriyet Başsavcılığı başlıklı belgeler hazırlayarak katılana gösterdiği, olayda; suça konu belgelerin 12/02/2010 tarihli bilirkişi raporunda belirtildiği üzere iğfal kabiliyetlerinin bulunmadığı ve önceden doğmuş bir borç için sanığın katılanı oyalamak amacıyla yaptığı hileli davranışlar nedeniyle dolandırıcılık ve sahtecilik suçlarının unsurları itibariyle oluşmadığından verilen beraate yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 31/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.