Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/18162 E. 2014/8087 K. 28.04.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/18162
KARAR NO : 2014/8087
KARAR TARİHİ : 28.04.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği,fiille olan ilişkisi,mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın olay tarihinde Afyonkarahisar Göğüs Hastanesinde yatan eşine refakatçi olarak bulunan katılanın yanına gelerek kendisinin hastanede görevli olduğunu ve başka hastaneye götürülerek hastanın filminin çekileceğini ve tahlil yapılacağını, vezneye para yatırdığı taktirde bu işlemlerin yapılacağını 650. TL gerektiğini söylediği, yanında 550. TL olduğunu söyleyen katılan …’yi ikna ederek 550. TL ‘yi almak suretiyle ortadan kaybolması şeklinde gerçekleştiği iddia olunan olayda, TCK’nın 158/1-b maddesindeki nitelikli dolandırıcılık suçunun gerçekleşebilmesi için sanığın mağdurun ‘içinde bulunduğu tehlikeli veya zor şartlardan’ yarar elde etmesi gerekmekte olup olayda tedavisi hastane ortamında devam eden hastanın ‘tehlikeli durum veya zor şartlar’ kapsamında bulunduğundan söz edilemeyeceğinden tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiş olup, sanığın eyleminin basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanık hakkında hapis cezasıyla mahkumiyetin doğal sonucu olarak uygulanması gereken TCK’nın 53 maddesine ilişkin hüküm kurulmamış ise de bu hususta infaz aşamasında karar alınması mümkün görülmüştür.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 28/04/2014 tarihinde oy birliği ile karar verildi.