YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/11708
KARAR NO : 2014/5055
KARAR TARİHİ : 18.03.2014
MAHKEMESİ :Ağır ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Şikayetçi … A.Ş. vekilinin sanıklardan … hakkında 03.02.2007 tarihli belge ile ilgili olarak Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 24.12.2008 gün ve 2008/560 sayılı iddianamesi ile “nitelikli dolandırıcılık” ve “resmi belgede sahtecilik” suçları yönünden, şikayetçi SGK Başkanlığı vekilinin ise; her iki sanık hakkında …Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 20.10.2008 gün ve 2008/461 sayılı iddianamesi ile “nitelikli dolandırıcılık” ve “resmi belgede sahtecilik” suçları yönünden, bir kısım celselere katılarak davaya katılma iradelerini ortaya koymalarına rağmen CMK’nın 238/2. maddesine aykırı olarak bu davalara da katılma isteminde bulunup bulunmayacakları sorulup usulüne göre katılma kararı verilmeden katılan olarak kabulleri ile yargılamaya devamla hüküm kurulduğu anlaşılmış ise de; 5271 sayılı CMK.nın 260/1. madde ve fıkrası uyarınca her iki müşteki kurumun da davalara katılma ve hükmü temyiz etme haklarının bulunduğu değerlendirilerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği,fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı,o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir.Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun Kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Yukarıdaki ilkeler ışığında somut olay incelendiğinde;
Sanıkların kendilerine ait şirketlerle kurdukları adi ortaklık adına ihale yoluyla aldıkları, katılan kurumun bir kısım inşaat işlerinin yapımı karşılığında, almaya hak kazandıkları 5.,6. ve 7. hakedişlere esas, sosyal güvenlik prim borcu bulunmadığına dair üç adet yazıyı sahte olarak düzenledikten sonra kuruma sundukları, bu şekilde haksız menfaat temin ettikleri ve üzerlerine atılı müteselsilen resmi belgede sahtecilik, kamu kurumu zararına dolandırıcılık suçlarını işledikleri iddiasıyla iddia olunan olayda;
1-Sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen beraat kararlarının incelenmesinde;
Sanıkların idareye karşı, sahteliği belirlenen belgelerin ibrazını gerektiren işe ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmedikleri, işin gerçekten hiç yapılmadığı halde yapılmış gibi gösterilmesini sağladıkları veya eksik iş yapmış olmalarına rağmen kendilerine daha fazla miktarda ödeme yapılmasına yol açtıkları, yani hakediş adı altında almış oldukları bedellerin aslında kendilerine ödenmemesi gerektiğinin iddia edilmemesi, sanıkların hakedişlerini almak amacıyla o husustaki mevzuata göre idareye verdikleri her türlü belgenin sıhhatinin idarece her aşamada denetlenebileceği hatta denetlenmesinin gerektiği,sanıkların eylemlerinin bu denetim imkanını ortadan kaldıracak nitelikte olmadığı, dolandırıcılık suçunun unsurları itibariyle oluşmadığına yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiş, tebliğnamedeki bu yöndeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanlar vekillerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2-Sanıklar hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen beraat kararlarının incelenmesinde;
Toplu Konut İdaresi Başkanlığı’nın 11.08.2007 gün ve 2007/7176 sayılı cevabi yazısı ile 24.12.2008 gün ve 2008/560 sayılı iddianameye konu, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı … Mevkii …Bölgesi ihalesiyle ilgili 03.02.2007 tarihli belgenin de içinde bulunduğu belgelerin asıllarının … Müşavirlik Mühendislik ve San. Tic. Ltd. Şirketinden teminin mümkün olduğunun” bildirilmesi, dosya içinde mevcut … Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 18.03.2008 gün ve … No’lu Emanet Memurluğu’na hitaben yazılmış yazı aslından, …Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 20.10.2008 gün ve 2008/461 sayılı iddianamesine konu, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı … konut villa, 24 derslikli ilköğretim okulu inşaatları ve camii subasman inşaatı ile ada içi alt yapı ve çevre düzenleme işi ihalesiyle ilgili dört adet belgenin aslının emanete alınmış olduğunun da anlaşılması karşısında, gerçeğin şüpheye yer vermeyecek şekilde açığa çıkartılması açısından, suça konu belge asıllarının bir kere daha bulunabilecekleri yerlerden araştırılarak getirtilip incelenmesi, gerekirse bilirkişi incelemesi de yaptırılarak sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden, eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılanlar vekillerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.