YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/20374
KARAR NO : 2014/5525
KARAR TARİHİ : 25.03.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, karşılıksız çek keşide etmek
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de;“Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkânını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten süjelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Somut olayda; sanık …’ın, … Şubesinde bulunan hesabından aldığı çeklerden…numaralı çekin, eşi olan diğer sanık … tarafından 10/04/2006 keşide tarihli ve 10.000 TL bedelli olarak düzenlenerek piyasaya sürüldüğü, bu çekin ciro silsilesi ile katılan …’e geçtiği, katılanın çeki bankaya ibraz ettiğinde ödemeden men talimatı nedeniyle çeki tahsil edemediği, sanık … beyanında suça konu çeki kendisinin düzenleyerek alışveriş yaptığı … isimli şahısa verdiğini, ancak bir süre sonra …’in kendisini arayarak çekin kaybolduğunu söylemesi üzerine çekin kaybolduğunu bankaya bildirdiğini savunduğu, sanık …’ın suça konu çeki düzenlediği halde, daha sonra çekin bedelinin bankada hazır olmamasından dolayı sanıklar… ve …’ın diğer sanık … ile anlaşıp suça konu çek bedelini ödemedikleri,bu şekilde sanıklar … ve …’ın dolandırıcılık ve karşılıksız çek keşide etmek, sanık …’in dolandırıcılık suçunu işledikleri iddia edilmiş ise de; karı-koca olan sanıklardan … ile …’ın sebze alım satımı işi ile uğraştıkları, davaya konu olan … Şubesine ait … numaralı çekin sanık … tarafından … Noterliğine ait 20/02/2003 tarih ve … yevmiye nolu vekaletnamesi ile sanık …’a verilen yetkiye istinaden keşide edildiği, hamiline olarak yazılan çeki sanık …’in,
diğer sanıklarla yaptığı iş karşılığı olarak aldığı ve çeki kaybetmesi üzerine herhangi bir ödeme yapılmaması hususunda diğer sanıklara haber verdiği, sanıkların da bunun üzerine … Şubesine talimat vererek dava konusu çek üzerine ödeme yasağı koydurdukları, söz konusu çekin hamiline düzenlenmiş olup, katılan tarafından tanık olarak gösterilen … ve … isimli şahısların çek üzerinde herhangi bir cirolarının bulunmadığı, sanık …’a sattığı sebze ve meyve karşılığında suç konu çeki aldığını ileri süren tanık…’un ibraz ettiği fotokopi sipariş fişi üzerinde dava konusu çekle ilgili olarak önce 10/02/2006 şeklinde yazılı olan tarihin daha sonra çekin keşide tarihi ile aynı olacak şekilde 02/04/2006 şeklinde değiştirilmiş olduğu, kaldı ki, tarihin doğru olarak yazıldığı kabul edilse dahi, tarih ve bedel dışında dava konusu çekle ilgili irtibatı sağlayacak başkaca bilginin bulunmadığı, yine suça konu çekin sanıklardan … tarafından yetkili olduğu vekaletnameye istinaden düzenlenmesi nedeniyle herhangi bir sahteciliğinde söz konusu olmadığı, sanıklar tarafından çekin varlığı konusunda inkara yönelik olarak herhangi bir savunmalarının bulunmadığı, çeke ilişkin olarak bankadan konulan ödeme yasağının usule aykırı ve haksız olduğuna dair sanık savunmalarının aksini gösterir mahkumiyetlerine yeterli, her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği, bu haliyle taraflar arasındaki uyuşmazlığın hukuki mahiyette olduğu gerekçesiyle sanıklar hakkında atılı suçlardan mahkemece verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,25.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.