YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/13181
KARAR NO : 2014/8105
KARAR TARİHİ : 28.04.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dosya içeriğine göre, yokluğunda verilen kararın 22/03/2011 tarihinde, adresinde bulunmadığı bildirilen sanığa iletmek üzere mahalle muhtarı imzasına tebliğ edilmiş ise de, sanığın tebliğ tarihinde ceza evinde bulunduğunun anlaşılması ve tebliğin bu nedenle temyiz süresini başlatmayacağı anlaşılmakla, sanığın 03/03/5011 tarihli temyiz isteğinin öğrenme üzerine ve süresinde olduğunun kabulü ile yapılan incelemede,
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, olay tarihinde Eskişehir Üniversitesi Hastanesi göğüs servisinde yatan hastasının yanında refakatçi olarak bulunan katılanın yanına gelerek, kendi babasının da burada yatacağını söyleyip diyalog kurarak “siz yokken hemşire geldi filminizin çekilmesi gerekiyormuş ben bu işleri çabuk bitiririm işlemler için 700 TL gerekiyor para daha sonra iade edilecekmiş” diye ikna ederek 700 TL aldığı, bir süre sonra tekrar gelerek “para eksik 600 TL daha lazım” dediği, katılanın “başka param yok” diyerek 300 TL’yi verdiği sanığın emanete alınabilir diyerek ayrıca iki adet bileziği de katılandan alarak oradan ayrılması şeklinde gerçekleştiği iddia olunan, eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak,
5237 sayılı Kanunun 53. maddesi 1. fıkrasının c bendinde yer alan kendi alt soyu yönünden hak yoksunluğunun koşullu salıverilmeye kadar uygulanabileceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiş olduğundan hükmün, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu durum aynı kanunun 322. maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükümde 5237 sayılı Kanunun 53. maddesinin uygulamasıyla ilgili paragrafa 5237 sayılı Kanunun 53. maddesi 1. fıkrasının a.b.d,e bendinde yer alan haklardan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar, 5237 sayılı Kanunun 53. maddesi 1. fıkrasının c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet hakkından, vesayet ve kayyımlığa ait hizmette bulunmaktan koşullu salıvermeye kadar yoksun bırakılmasına cümlesi eklenmek suretiyle diğer yönleri usül ve yasaya uygun hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 28/04/2014 tarihinde oy birliği ile karar verildi.