YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/28457
KARAR NO : 2014/8147
KARAR TARİHİ : 28.04.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Dolandırıcılık suçunun, kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanmak suretiyle işlenmesi TCK’nın 158/1-b bendinde, bu suçun temel şekline göre daha ağır ceza ile cezalandırılmayı gerektiren bir durum olarak kabul edilmiştir. Kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlar, başkalarına güven duymaya, sığınmaya en fazla ihtiyaç duyduğu anlardır. Kişinin örneğin doğal bir afete veya trafik kazasına maruz kalmasından ya da hastalığı yüzünden içine düştüğü çaresizlikten yararlanılarak aldatılması daha kolaydır. Zor ve tehlikeli durumda olduğunu söyleyerek menfaat sağlanması, acıma ve yardım duygularının kötüye kullanılması suretiyle suçun işlenmesindeki kolaylık nedeniyle bu hâl ağırlaştırıcı neden sayılmıştır. Bir yakınının hastanede,karakolda, cezaevinde, vb, zor veya tehlikeli bir durumda olduğundan bahisle, ona götürülmek üzere para ve eşya olarak mağduru dolandıran kimse, onun, merhamet, acıma, yardıma koşma, korku ve telaşa kapılma duygularını sömürmektedir. Tehlikeli durumun gerçekte var olmadığı halde mağdurun buna inandırılmış olması nitelikli halin uygulanması için yeterlidir. Yalanda olsa mağdur gerçekte düşmüş olabileceği tehlikeli durum veya zor şartlar içine düşmekte ve o durumun gerektirdiği ruhsal ve psikolojik tepkilerle hareket etmektedir.
Katılanın, Ordu Devlet Hastanesinde karaciğerinden rahatsız olmasından dolayı tedavi görmekte olan eşinin yanında refakatçi olarak bulunduğu sırada, servis odasına gelerek hastanın doktoru …’in ismini kullanan ve kendisinin hastanede yetkili olduğu izlenimi uyandıran sanık …’ın, şikayetçiye, eşinin durumunun çok kötü olduğunu, başka bir hastaneye götürülerek bir makineye bağlanacağını, bu nedenle para hazırlamaları gerektiğini belirttikten sonra, bu duruma inanan şikayetçiyi dışarı çıkararak merdivenlerden indikleri sırada da eşinin durumunun acil olduğuna dair yalan söyledikten sonra sözde işlemlerin tamamlanması bahanesiyle 415 TL parasını almak suretiyle haksız menfaat temin ettiğinin, bu eylemlerini gerçekleştirdiği sırada diğer sanık …’nin, sanık …’ın söz konusu eylemlerine yardım ettiğinin iddia edildiği somut olayda;
1- Sanık … hakkında verilen hükme yönelik yapılan temyiz talebinin incelenmesinde;
Sanığa 13.03.2012 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ olunan mahkumiyet hükmüne yönelik, sanık müdafiinin yasal süresi geçtikten sonra yaptığı, 29.03.2012 tarihli temyiz başvurusunun, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’ nın 317. maddesi uyarınca istem gibi REDDİNE,
2- Sanık … hakkında verilen hükme yönelik yapılan temyiz talebinin incelenmesinde;
Sanığın, sabit görülen eyleminin, 5237 sayılı TCK’nın 158/1.b maddesinde öngörülen “kişinin içinde bulunduğu tehlikeli ve zor şartlardan yararlanmak suretiyle nitelikli dolandırıcılık” suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 28.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.