YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/9656
KARAR NO : 2014/3697
KARAR TARİHİ : 27.02.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Çubuk Devlet Hastanesinde doktor olarak görev yapan katılanın, hastası olan sanığın telefon işiyle uğraştığını öğrenmesi üzerine kullandığı cep telefonunda bulunan arıza hususunda sanıktan bilgi almak istediği, sanığın da katılana KVK’da tanıdığı olduğunu, telefonu ve garanti belgesini teslim ettiği takdirde bu konuda kendisine yardımcı olabileceğini söylediği, daha sonra katılanın Nokia N 70 marka cep telefonunu tanık … aracılığıyla sanığa teslim ettiği, sanığın tekrar katılanı arayarak telefonda kısa devre olduğunu, bu nedenle erken şarj bitirdiğini, 200 TL fark verdiği takdirde istediği model cep telefonunun alabileceğini söyleyerek katılandan 200 TL aldığı, ancak aradan aylar geçmesine rağmen ne telefonu ne de aldığı 200 TL parayı iade etmediği, 2007 yılının mart ayında sanığın katılanı tekrar arayarak telefonu alabileceğini, ancak evrak işlemlerinin henüz bitmediğini, kendi kart hesabına 500 TL havale ettiği takdirde söz konusu telefonu alarak Ankara’ya gelince vereceğini ve 500 TL parayı da iade edeceğini söylemesi üzerine katılanın sanığın kart hesabına 13.03.2007 tarihinde 500 TL parayı havale ettiği, ancak sanığın aldığı paraları ve cep telefonunu vermeyerek atılı suçu işlediğinin iddia edildiği olayda, sanık savunması, katılan ile tanık ifadesi, internet üzerinden yapılan havale işlemi ve tüm dosya kapsamına göre suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Sanığın eylemini, bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda gerçekleştirdiğinin anlaşılması karşısında, TCK’nın 43/1. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 27.02.2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.