Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/16377 E. 2014/8113 K. 28.04.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/16377
KARAR NO : 2014/8113
KARAR TARİHİ : 28.04.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği,fiille olan ilişkisi,mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Katılanın, İş Mahkemesi’ndeki davasının sonucunu öğrenmek üzere Manisa Adliyesi’ne geldiği, ancak öğle tatiline girildiği için saat 12:30 gibi Adliye’den çıkarken sanığın, katılanın yanına geldiği ve katılana İş Mahkemesi’nde kendisinin de işi olduğunu, öğleden sonra birlikte gelebileceklerini, bu arada öğle yemeğini de birlikte yiyebileceklerini söylemesi üzerine yakın bir lokantaya gittikleri, daha sonra çay içmek üzere bir çay ocağına geldikleri, bu esnada sanığın telefonunun çaldığı, telefonu açan sanığın konuşmasını tamamladıktan sonra katılana “dayım kalp ameliyatı geçirmiş, acilen 300 TL paraya ihtiyaç varmış, benden istiyorlar, ama şu anda bankalar kapalı, ben öğleden sonra paramı bankadan çekerim, ancak şimdilik 300 TL bana verirsen öğleden sonra Adliye’de nasıl olsa buluşacağız, ben sana bu parayı bankadan çeker geri veririm” demesi üzerine katılanın parayı öğleden sonra ödenmesi şartıyla sanığa verdiği, sanığın parayı alır almaz “ben hastaneye gidiyorum” diyerek oradan ayrıldığı, katılanın daha sonra mahkemedeki işlerini hallettiği ve saat 15:30’a kadar Adliye’de sanığı beklediği ancak sanığın gelmemesi üzerine şikayetçi olduğu, böylece sanığın hileli hareketlerle haksız menfaat temin etmek suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, sanık ve katılan beyanları, teşhis tutanağı ile tüm dosya kapsamına göre, suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından, adli para cezasının uygulanmasına ilişkin olarak sırasıyla ”120 gün”, ”100 gün” ve ”2.000 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün “, ”4 gün” ve ” 80 TL ” adli para cezası ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 28/04/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.