Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/22249 E. 2014/13335 K. 03.07.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/22249
KARAR NO : 2014/13335
KARAR TARİHİ : 03.07.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sigorta edenin dolandırılması, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Suçun oluşması için, sigorta bedelini almak üzere, zararın gerçekleştiğini ileri sürerek bu bedeli sahte işlem ve belgelerle almaları ya da almaya kalkışmaları gerekir. Olayla ilgili belgeler sigorta kurumuna sunulmadıkça suçun icra hareketleri başlamaz. Failin sigortalı malını, sigorta bedelini almak için tahrip etmesi, yakması, bozması, yok etmesi kandırmaya yönelik ağır yalandır ve hiledir. Bu şekilde sigorta bedelinin alınması halinde dolandırıcılık suçu oluşur. Failin sigorta edilen veya sigorta bedelini alacak kişi olması gerekmez. Sigortanın türü de önemli değildir. Mal veya yaşam sigortası mali sorumluluk sigortası vb. olabilir. Yanıltıcı uygulamaların sadece araç sigortalarında değil, bedeni hasarlar da dâhil olmak üzere her tür sigorta alanında yapıldığı, sigorta şirketinin sözleşme şartları çerçevesinde ödememesi gereken bir hasarı ödetmek amacıyla sigorta şirketine bilerek yanlış bilgi verilmesi veya önemli bir hususun gizlenmesi ya da sigorta süresi içerisinde kasıtlı olarak bir hasara sebep olunması veya hasarın miktarının olduğundan fazla gösterilmesi suretiyle yarar sağlanması şeklinde ortaya çıktığı gözlemlenmektedir.
Sanık …’in gece vakti 88 promil alkollü bir halde yanında bulunan tanıklar… ve… ile birlikte … plaka sayılı araçla … Caddesi üzerinde seyir halindeyken direksiyon hakimiyetini kaybederek park halindeki araca çarptığı, aracın katılan … şirketi tarafından sigortalı olduğu, sanık …’in alkollü olması nedeniyle sigortadan faydalanamayacağını bildiği için hemen oğlu olan diğer sanık …’yü çağırdığı ve tanıklarla birlikte kaza mahallinde uzaklaştıkları, ihbar üzerine polis memurlarının olay yerine gelirken yolda kaza nedeniyle başı kanayan ve hastaneye giden tanık…’ı gördükleri, tanık…’ın, sanık …’in kaza yaptığını ve yaralandığı için hastaneye gittiğini sözlü olarak polislere söylediği, bu esnada sanık …’nün de aracın başına geldiği ve kazayı kendisinin yaptığını beyan ederek tutanakların bu şekilde tutulduğu, aracın da katılan … şirketi tarafından serviste tamir ettirildiği, sanıkların bu şekilde nitelikli dolandırıcılık suçunu işledikleri iddia olunan somut olayda; tanık…’ın kolluk ve mahkemedeki ifadesinde polisler tarafından tutulan tutanağı kabul etmediğini, kazayı sanık …’nün yaptığını beyan etmesi, diğer tanık ….’in de bu ifadeyi doğrulaması, sanıkların da suçlamayı kabul etmediklerini beyan etmeleri, kaza anında sürücüyü gören kişi veya kamera bulunmaması karşısında sanıkların cezalandırılabilmeleri için her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediğinden verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 12/11/1979 tarih, 1979/2-229 Esas, 1979/477 sayılı Kararında da belirtildiği üzere; “Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi, vekalet ücretinin belirlenmesinde ilke olarak müdahil veya sanıkların sayısını ya da sanığın birden çok suç işlemiş olmasını değil, usulünce açılan ve avukat tarafından takip olunan davaların sayısını ele almıştır. Taraflara yükletilecek avukatlık parasının da her dava için ayrı ayrı belirlenmesini öngörmüştür.” Buna göre ayrı ayrı dava açılmadıkça vekalet ücretinin ayrı ayrı takdiri mümkün görülmediğinden mahkemenin tek bir vekalet ücretine hükmetmesinde isabetsizlik görülmemiş, tebliğnamede yer alan kararın her bir sanık lehine ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmek suretiyle düzeltilerek onanması gerektiği yönündeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, O yer Cumhuriyet savcısı, katılan vekili ve sanıklar müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 03.07.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.