YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/8814
KARAR NO : 2014/3651
KARAR TARİHİ : 27.02.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık …’un yokluğunda verilen mahkumiyete dair gerekçeli kararın, 22.02.2011 tarihinde adı geçene tebliğ edildiği ve 23.02.2011 tarihli temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşılmakla,sanığın temyiz isteminin süre yönünden reddine dair tebliğnamede düşünceye iştirak edilmeyerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanıkların kendilerini … görevlisi olarak tanıtıp, katılanın elektrik sayacını kontrol etmek için geldiklerini belirttikleri, katılanın sayacının mühürsüz olması nedeniyle tutanak tutup 15.000 TL ceza yazacaklarını belirttikten sonra, katılana 300 TL mühür parası vermesi halinde tutanak tutmayacaklarını söyledikleri, 15.000 TL ödemek istemeyen katılanın 300 TL’yi sanıklara verdiği anlaşılmakla, sanıkların hileli hareketlerle haksız menfaat temin etmek suretiyle dolandırıcılık suçundan mahkumiyetlerine dair kabulde isabetsizlik görülmemiştir.
Sanıkların katılanın olaydan … zararını karşılamadıkları anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’nun 231/6. maddesinin (c) bendinde yazılı koşulun bulunmaması nedeniyle, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceğinden, tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,ancak;
Sanıklar hakkında uygulanan hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle, asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanıklara fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’ un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususların 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından “30 gün”, “25 gün” ve “500 TL adli para cezası” ifadelerinin yerine, sırasıyla “5 gün”, “4 gün” ve “80 TL adli para cezası” yazılmak suretiyle, sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 27.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.