Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/12865 E. 2014/4870 K. 17.03.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/12865
KARAR NO : 2014/4870
KARAR TARİHİ : 17.03.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Daha öncesinde tanımadığı şikayetçinin iş yerine gelip, kendisini farklı bir isimle tanıtarak, …’dan geldiğini, gelirken trafik kazası yaptıklarını, kazada bir kişinin öldüğünü, kardeşinin cezaevine girdiğini, kefaletle serbest bırakılacağını, bu nedenle 600 TL paraya ihtiyacı olduğunu söyleyerek şikayetçi ile birlikte adliyeye giden sanığın, vezneye yatırma bahanesiyle şikayetçiden 600 TL parayı aldıktan sonra olay yerinden kaçmak suretiyle haksız menfaat temin ettiğinin iddia edildiği olayda;
Oluşa, sanığın savunmalarına, şikayetçinin beyanlarına ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın, kendisini farklı bir isim ile tanıtıp,…’dan geldiğini, trafik kazası yaptığını, kardeşinin cezaevine girdiğini, kefaletle serbest bırakılacağını, bu nedenle 600 TL paraya ihtiyacı olduğuna dair yalan söyleyerek şikayetçiyi aldatıp, 600 TL parasını almak suretiyle haksız menfaat temin etmesi şeklinde gerçekleştirdiği sabit görülen eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Suçun işlendiği tarihin 31.07.2006 olduğu, sanığın 22.08.2008 tarihli alınan sabıka kaydında görünen suçlara ilişkin kesinleşme ve infaz tarihleri incelendiğinde; 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesinde belirtilen tekerrür uygulanması koşullarının oluşmadığı, bu nedenle sanık hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasının mümkün olmadığının anlaşılması karşısında, sanığın sabıka kaydındaki tekerrüre esas suçlarına ilişkin ilamların dosyaya getirtilerek incelenmediğine yönelik eleştiri getiren düşünce benimsenmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 17.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.