Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/16427 E. 2014/3663 K. 27.02.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/16427
KARAR NO : 2014/3663
KARAR TARİHİ : 27.02.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, hac ve umre seferi düzenleme yetkisi olmadığı halde, kendi adına “hac ve umre organizatörü ” şeklinde kart bastırmak ve kendisini yetkili olarak tanıtarak katılanları, 2008 yılında hac ve umre turu düzenlemekte yetkili olmayan …Turizm Seyahat Acenteligi aracılığıyla umreye götürme konusunda hileli davranışlarla ikna ettiği ve her bir katılandan ayrı ayrı farklı miktarlarda para almasına rağmen, umreye götürmeyerek dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği somut olayda; sanığın savunmasında, … Turizm Seyahat Acenteliği aracıyla hac ve umreye turu düzenlediğini, katılanlar ile kişi başı 2000 Euro karşılığı anlaştığı, her birinden bir miktar para ve pasaportlarını alarak adı geçen şirkete verdiğini, anlaşma sırasında umreye gidicik kişilerle ilgili kota olduğunu katılanlara bildirdiğini, katılanların vizesi çıkmadığı için 2008 yılında umreye götüremediğini, ancak 2009 yılında verdikleri para karşılığı katılanlar …, ve …’in şirket tarafından umreye gönderildiği, katılan …’in parasının iade edildiğini belirttiği ve bu hususu katılanların da doğruladığı anlaşılmakla, sanığın her ne kadar Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan hac ve umre düzenleme yetkisi olmasa da, katılanlardan bu amaçla aldığı paraları adı geçen turizm acentesine verdiği, vize çıkmayınca bir kısım geri ödemede bulunduğu ve ertesi sene katılanları umreye götürdüğünün anlaşılması karşısında, hileli hareketlerle haksız menfaat temin etme kastı ile hareket etmediği anlaşıldığından, beraatine dair kabulde isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 27.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.