YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/12769
KARAR NO : 2014/5011
KARAR TARİHİ : 18.03.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, iftira
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
A-Katılan vekilinin, iftira suçundan kurulan hükme yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
Sanığa yüklenen iftira suçundan doğrudan doğruya zarar görmeyen şikayetçi …’in, bu suçtan açılan kamu davasına katılma hakkı bulunmadığı ve usulsüz verilmesinden dolayı hukuken geçersiz olan katılma kararının hükmü temyiz etme yetkisi vermeyeceğinden, mevcut temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
B- Sanık müdafiinin iftira ve hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçlarından, katılan vekilinin ise hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi,failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi, tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Somut olayda; katılan …’e ait galeride işçi olarak çalışan sanığın, katılanın İnegöl ilçesinden traktör alması için kendisine verdiği 6.500 TL’yi, traktör bulamaması nedeniyle geri getirerek iş yerindeki çekmeceye koyduğu, katılan ile daha önce araç alım satımı konusunda anlaşan şikayetçi Bünyamin Kişi ve onun kayınbiraderi olan şikayetçi …’ın, satın alacakları araca bakmak için aynı gün katılana ait iş yerine geldikleri, sanığın çekmecede bulunan parayı ihtiyacı olmadığı halde yanına alarak şikayetçiler ile birlikte, satın alınacak aracın bulunduğu yere gitmek üzere iş yerine ait başka bir araçla yola çıktığı, şikayetçilerin baktıkları aracı beğenmemeleri üzerine sanıktan ayrılmalarından sonra iş yerine dönen sanığın, yanına aldığı 6.500 TL’yi uhdesine geçirdiği halde, aracın torpido gözüne koyduğunu ve şikayetçiler tarafından paranın çalındığını beyanla polise müracaat ettiği, bu olaydan iki gün sonra da işten ayrılarak ortadan kaybolduğu anlaşılmakla; eylemlerinin hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma ve iftira suçlarını oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekili ve sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan kurulan hükümde hapis cezası alt sınırdan tayin olunduğu halde, ayrıca yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden aynı gerekçeyle adli para cezasına esas alınması gereken tam gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak tayini suretiyle çelişkiye düşülmesi,
2-Sanığın iftira suçunu tek bir fiille, şikayetçiler …ve …’a karşı işlemiş olması karşısında, bu suçtan kurulan hükümde 5237 sayılı TCK’nın 43/2. maddesi gereğince zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
3-Sanığın, suçtan pişmanlık duyması lehine değerlendirilerek cezalarının ertelenmesine karar verildiği halde, 5237 sayılı TCK’nın 62. maddesi gereğince takdim indirim uygulanmasına yer olmadığına karar verilirken yargılama sürecinde duyduğu pişmanlık bu kez olumsuz değerlendirilmek suretiyle hükümde çelişkiye neden olunması,
4-Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.02.2009 gün ve 250/13 sayılı kararında açıklandığı üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 5271 sayılı CMK’nın 231/6-c madde ve bendinde ön koşul olarak işaret olunan zarar kavramı kanaat verici basit bir araştırma ile belirlenebilir, ölçülebilir maddi zararlara ilişkin olup manevi zararların bu kapsamda değerlendirilmeyeceği cihetle; sanığın işlediği iftira suçundan dolayı herhangi bir maddi zararın oluşmadığı gözetilmeden, “Müdahilin zararı karşılanmadığı” şeklindeki yasal olmayan gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, iftira suçu yönünden aleyhe temyiz bulunmadığından aynı kanunun 326/son maddesi gereğince kazanılmış hakkın gözetilmesine, 18/03/2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.