YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/5120
KARAR NO : 2014/16839
KARAR TARİHİ : 21.10.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum ya da kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Katılanın sanık … adına kayıtlı olan … plaka sayılı aracı harici satışlar sonunda 2007 yılının temmuz ayında 3.750 TL’ye tanık …’dan satın aldığı ve araç ruhsatının tanık … tarafından katılana verildiği, sanık …’ın 15/12/2007 düzenleme ve 15/01/2008 ödeme tarihli 1.000 TL bedelli alacaklısı sanık … olan bono düzenlediği, sanıklar arasında düzenlenen muvazaalı işleme dayanılarak 17/03/2008 tarihinde sanık …’ın avukatı tarafından sanık … hakkında kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takibin başlatıldığı, sanık …”ın icra müdürlüğüne … plaka sayılı aracı dışında başka malının olmadığını dair dilekçe verdiği, sanık … vekilinin 09/05/2008 tarihli talebine uygun olarak icra müdürlüğünce söz konusu araca haciz konulduğu, … plaka sayılı aracın Mut İlçe Emniyet Müdürlüğü’nce Silifke İcra Müdürlüğünün yazısına istinaden 28/06/2008 tarihinde trafikten men edildiği, 30/06/2008 tarihinde sanık … vekilinin uygun olarak haczin kaldırılmasına karar verildiği, sanık …’ın 30/06/2008 tarihinde Silifke 1. Noterliğinden sanık …’a … sayılı aracı ile ilgili işlemler yapmak üzere vekaletname verdiği, ayrıca 02/07/2008 tarihinde Mersin 9. Noterliğinde … plaka sayılı aracının araç tescil belgesini, motorlu araç trafik belgesini (ruhsat) zayi ettiğinden dolayı doğacak bütün sorumlulukları kabul ettiğine dair taahhütte bulunduğu , sanık …’dan aldığı vekaletnameye istinaden sanık … ‘nın 02/07/2008 tarihinde Mersin Trafik Tescil Şube Müdürlüğü’ne … plaka sayılı aracın ruhsatının zayi olduğuna dair dilekçe verdiğii, Mut İlçe Emniyet Müdürlüğü’nce men edilen … plaka sayılı aracın, 03/07/2008 tarihinde haczin kalkması ve ruhsatın zayi olduğuna dair noterden alınan taahhütname uyarınca vekil kılınan sanık …’a teslim edildiği, böylece sanık …’ın kendisine ait olan … plaka sayılı aracını harici olarak sattıktan sonra sanık … ile anlaşarak muvazaalı şekilde borç senedi düzenleyip kendisinin aleyhine icra takibi yapılmasını temin ile aracın haczedilmesini sağladıkları iddia edilen olayda, haricen birden fazla el değiştirdiği anlaşılan araçla ilgili olarak ruhsat kaydının devredilmemesi nedeni ile bir takım cezalar, vergiler ve sorumluluklardan kurtulma endişesi ve kaygısı ile davranan sanıkların dolandırıcılık kasıtlarının bulunmadığının anlaşılması ve katılanın “ben aracı …’dan satın aldım.Sanıkları şahsen tanımıyorum.” şeklindeki beyanı karşısında sanıkların üzerlerine atılı suçu işlediklerine dair savunmalarının aksine suç işleme kastıyla davrandıklarına dair cezalandırılmalarına yeter nitelik ve derecede delil elde edilemidiğinden beraatlerine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, Cumhuriyet Savcısının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 21.10.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.