YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/1555
KARAR NO : 2014/17136
KARAR TARİHİ : 23.10.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık hakkında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan hüküm kurulurken uygulama maddesi olarak 5237 sayılı TCK’nın 206/1. maddesi yerine anılan Kanunun 157/1. maddesinin yazılması mahallinde düzeltilebilir yazım hatası kabul edilmiştir.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, mağdurun evine giderek kendisini … olarak tanıtıp, bir adet büyükbaş hayvanı 3.600 TL karşılığında satın aldığı, akabinde … Köyü Muhtarlığına giderek burada da isminin … olduğunu söyleyip satın aldığı hayvan için menşe şahadetnamesi düzenlettirdiği, daha sonra mağdur ile birlikte suça konu hayvanı gelmiş olduğu … plaka sayılı araca yükleyerek … Tarım Müdürlüğü önüne geldikleri, sanığın burada müştekiye bir kısım belgeleri ilçe tarım müdürlüğünden temin etmesini, kendisinin de satın aldığı hayvanın parasını bankadan çekip getireceğini söylediği, bilahare mağdurun … Tarım Müdürlüğüne girmesi üzerine sanığın satın aldığı hayvan ile birlikte suç mahallinden ayrılarak gittiği ve bir daha geri dönmediği, bu şekilde sanığın üzerine atılı suçları işlediğinin iddia edildiği olayda, sanık savunması, mağdur ile tanık ifadesi, teşhis tutanağı ve tüm dosya kapsamına göre suçların sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Sanığın, dolandırıcılık suçunu işlerken, mağdura ismini yanlış söylemesi ve bu şekilde, başka bir isimle menşe şahadetnamesi düzenlettirmesi eyleminin, ayrıca resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçunu oluşturacağı, 5237 sayılı TCK’nın 268. maddesine göre; işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanan kimsenin iftira hükümlerine göre cezalandırılacağı belirtilmekle ve sanığın da, dolandırıcılık yapma amacıyla başkasının adını söylediği ve ortada herhangi bir soruşturma ya da kovuşturma bulunmadığı dikkate alınarak, iftira suçunun yasal unsurlarının oluşmayacağının anlaşılması karşısında tebliğnamadeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
a- Sanık hakkında dolandırıcılık suçundan hükmolunan hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
b- Sanığın sabıkasında yer alan kayıtların, silinme koşullarının oluşmuş olması nedeniyle tekerrüre esas teşkil etmeyeceği gözetilmeden, içtima hükümleri çerçevesinde yapılan uyarlama kararının esas alınarak, sanık hakkında hükmolunan cezaların mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; Fakat, bu aykırılıkların yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; dolandırıcılık suçundaki hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “60 gün”,”20 gün”, “ 16 gün “ ve “ 320 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerlerine, sırasıyla “5 gün “, “1 gün”, “ 1 gün “ ve “ 20 TL “ adli para cezası ibarelerinin eklenmesi ve her iki hüküm fıkrasından, sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına dair bölümlerin çıkartılması suretiyle hükümlerin ayrı ayrı DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 23.10.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.