YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/13695
KARAR NO : 2014/15144
KARAR TARİHİ : 22.09.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık (değişen suç vasfına göre dolandırıcılık)
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği,fiille olan ilişkisi,mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nın 158/1-i bendinde serbest meslek sahibi kişiler tarafından mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesi hali nitelikli dolandırıcılık olarak kabul edilmiş,193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 65/2 maddesinde serbest meslek faaliyeti sermayeden ziyade şahsi mesaiye ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır” şeklinde tanımlanmış, aynı kanunun 66. maddesi ise “serbest meslek faaliyetini mutat meslek halinde ifa edenler serbest meslek erbabıdır” denilmiştir. Aynı Kanun’un 37. maddesinin 4. bendinde ise, gayrimenkullerin alım, satım ve inşa işleriyle uğraşanların bu işlerinden … kazançların bu kanunun uygulanmasında ticari kazanç sayılacağı belirtilmiştir. Kanunda kendi nam ve hesabına mesleğin gerektirdiği etik kurallara uygun olarak çalışması gereken kişilerin toplumda kendilerine duyulan güveni kötüye kullanmak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlemeleri hali nitelikli dolandırıcılık olarak düzenlenmiş ise de, bu bendin uygulanabilmesi için failin serbest meslek mensubu olması ve dolandırıcılık suçunu da mesleği gereği kendisine duyulan güveni kötüye kullanmak suretiyle işlemesi gerekir.
Sanık …’in emlakçı olduğu, eşi … .. de eşiyle birlikte bu işleri yürüttüğü, sanık …’in, katılana, kendilerine ait olduğunu söylediği ve gerçekte … isimli kişiye ait olan bir dairenin satışı için gazetede ilan verdiği, katılanın sanığın yanına giderek daire satışı için görüştüğü ve tarafların 45.000 TL bedel üzerinde anlaştıkları, katılanın sanık ve arkadaşına kapora olarak 1.500 TL verdiği, sözleşmenin sanık ve katılan hazır olduğu halde imzalandığı, tapu işlemleri için tapu dairesine gidildiği, o sırada peşin olarak ödenmesi gereken 23.500 TL paranın sanık ve arkadaşına teslim edildiği, o gün tapudaki işlemlerin bitmediği, bunun üzerine sanık tarafından, tapu işlemlerinin gecikmesi nedeniyle katılana teminat olarak borçlusunun kendisi olduğu 25.000 TL bedelli senet verildiği, tapuda devir için tarafların 31/07/2006 tarihine randevu almalarına rağmen, sanığın tapu dairesine gitmediği, yapılan araştırmalarda sanık ve arkadaşının işyerini boşalttıklarının görüldüğü, daire sahibi …’in dairenin satışı için sanığa bir talimatının bulunmadığının anlaşıldığı, böylece sanığın haksiz menfaat etmek suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, sanık, katılan ve tanık beyanları ile tam dosya kapsamına göre suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan ve Yargıtay bozma ilamına uyan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 22/09/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.