YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/19400
KARAR NO : 2014/11929
KARAR TARİHİ : 16.06.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Tanık …’in cezaevinde olduğu sırada, …’in kardeşi tanık … katılandan 40.000 TL borç aldığı, cezaevinden çıkan …’in, alınan borç karşılığında katılana 50.000 TL bedelinde senet ile ödenmeyen ve süresi geçen ay için de 4.500 TL bedelli bir adet çek verdiği, katılanın, bankada karşılığı çıkmayan çekle senedi tahsil edemediğini ve …’i bulamadığını söyleyerek komşusu olan işyeri sahibi tanık … ile dertleştiği sırada dükkanda çalışan tanık … arkadaşı olup … ziyaret için o sırada orda bulunan sanığın, katılanın sözlerini duyduktan sonra, …’i ceza evinden tanıdığı, onun kendisinden çekindiği, senetleri tahsil edebileceğini söyleyerek katılandan çek ve senet fotokopilerini aldığı, onbeş gün kadar sonra katılanın evine giderek, …’in 17.000 TL para vereceğini, fakat … ve ailesinin dolandırıcı olması nedeniyle kendisine sahte çek ve senet vermiş olabileceklerini belirtip çek ve senet asıllarını katılandan aldığı, katılana, … ve ailesinin aşağıda olduğunu, onların da geleceğini söyleyerek çek ve senedi katılana iade etmeden parayı getirme bahanesiyle ordan ayrıldığı, böylece sanığın …’i tanıdığından, çek ve senetleri tahsil edeceğinden bahisle katılanı aldatıp çek ve senet asıllarını almak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, sanık, katılan ve tanık beyanları ile tüm dosya kapsamına göre, suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’ nın 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmemesi, aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından, adli para cezasının uygulanmasına ilişkin olarak sırasıyla “475 gün” ve “9.500 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün” ve “100 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 16/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.