YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/1557
KARAR NO : 2014/17159
KARAR TARİHİ : 23.10.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Sigorta bedelini almak maksadıyla dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sigorta edenin dolandırılması,nitelikli hâl kabul edilmiştir. Suçun oluşması için, sigorta bedelini almak üzere,zararın gerçekleştiğini ileri sürerek bu bedeli sahte işlem ve belgelerle almaları yada almaya kalkışmaları gerekir. Olayla ilgili belgeler sigorta kurumuna sunulmadıkça suçun icra hareketleri başlamaz. Failin sigortalı malını, sigorta bedelini almak için tahrip etmesi, yakması, bozması, yok etmesi kandırmaya yönelik ağır yalandır ve hiledir. Bu şekilde sigorta bedelinin alınması halinde dolandırıcılık suçu oluşur. Failin sigorta edilen veya sigorta bedelini alacak kişi olması gerekmez. Sigortanın türü de önemli değildir. Mal veya yaşam sigortası mali sorumluluk sigortası vb. Olabilir. Yanıltıcı uygulamaların sadece araç sigortalarında değil,bedeni hasarlar da dâhil olmak üzere her tür sigorta alanında yapıldığı, sigorta şirketinin sözleşme şartları çerçevesinde ödememesi gereken bir hasarı ödetmek amacıyla sigorta şirketine bilerek yanlış bilgi verilmesi veya önemli bir hususun gizlenmesi ya da sigorta süresi içerisinde kasıtlı olarak bir hasara sebep olunması veya hasarın miktarının olduğundan fazla gösterilmesi suretiyle yarar sağlanması şeklinde ortaya çıktığı gözlemlenmektedir.
Sanıklardan ….ile …’ın gayri resmi olarak birlikte yaşadıkları, diğer sanık …’un ise sanık …’ın oğlu olduğu, sanık …’ın … plaka sayılı kamyonu satın alarak ruhsatını birlikte yaşadığı sanık … adına çıkarttığı, ancak aracı fiilen sanıklar ….ve …’un pazarlamacılık işinde kullandıkları, 2008 yılının Nisan ayı içinde sanıklardan … ve …’ın … plakalı kamyonu … Caddesi … Bayii üstü … adresinde oturan ve sanık …’ın damadı olan tanık …’ın evinin önüne park ederek tanık …’ya aracın maliyeye borcu olduğunu, bu nedenle kullanamadıklarını söyleyip borcun ödenmesine kadar aracın kalmasını talep ettikleri, tanık …’nın bu talebi kabul etmesi üzerine aracı onun evinin önüne bıraktıkları, akabinde sanık …’un 17.4.2008 tarihinde … Amirliğine gidip … Okulu yanına park ettiği aracın çalındığını belirterek müracaatta bulunduğu, ertesi gün 18.4.2008 tarihinde sanıklar … ve …’ın da suça konu araçlarını sigorta eden … Sigorta A.Ş … Şubesine başvurarak araçlarının çalındığını beyan edip sigorta bedelinin ödenmesini talep ettikleri, aradan bir süre geçtikten sonra evinin önünde park halinde duran araçtan rahatsız olan tanık …’nın sanık …’a aracı bulunduğu yerden kaldırmasını söylediği, bunun üzerine sanık …’un yanında tanık … olduğu halde aracı …’nın evinin önünden alıp … Mahallesinde bulunan eski su deposunun yanına bırakıp oradan ayrıldıkları, bilahare çalıntı kaydı bulunan aracın güvenlik kuvvetlerince bırakıldığı yerde bulunduğu ve yapılan araştırma sonucunda da durumun ortaya çıktığının iddia edildiği olayda, sanık savunması, katılan ile tanık ifadesi, sigorta poliçesi, katılan şirkete ve emniyete ait yazı içeriği ile tüm dosya kapsamına göre suçun sanıklar tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanıklar müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı TCK’nın cezaların toplanması kuralına yer vermediği dikkate alınarak sanıklar hakkında hükmolunan her bir cezanın diğerinden bağımsız olduğu gözetilmeden TCK’nın 158/1-k maddesi kapsamında verilen 3.000 TL ve 20 TL’nin toplanmasına karar verilerek neticeden 3.020 TL adli para cezasına hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasındaki “cezaların toplanarak sanıkların üçbinyirmişer Türk Lirası adli para cezası ile tecziyelerine” ilişkin kısmın çıkartılarak, yerine, “cezaların ayrı ayrı infaz edilmesine” denilmek suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 23.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.