YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/19385
KARAR NO : 2014/11942
KARAR TARİHİ : 16.06.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği,fiille olan ilişkisi,mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık …’un, daha önce … Kargo isimli işyerinde çalıştığı, olay günü de, bu işyerinde bulunduğu sırada, katılanın, bu kargo firmasından, mallarının ambarla Eskişehir’e götürülmesi için bir araç istediği, … Kargo’da çalışan …’nın katılan firmayla görüştüğü, o sırada orda bulunan sanık …’un, tanık … telefonu alarak bir araç göndereceklerini söylediği, sanığın, kargo firması sahibinin tanıdığı olduğu için tanık …’nün bu duruma sesini çıkarmadığı ve tanığın, katılandan ilgili malları almak üzere hazırlık yapmaya başladığı, bu arada sanık …’un, işyeri yetkililerinden habersizce sanık …’ı arayarak kargo firmasındaki araçlarının arıza yaptığını, bir malın alıp getirilmesi gerektiğini, malın teslimi sırasında hazırlanacak teslim fişine, depo sorumlusu “…” adını yazmasını, malları teslim aldıktan sonra da, söylediği yerde kendisini beklemesini istediği, sanık …’ın da, diğer sanığın kendisinin yanına verdiği ve ismini Hasan olarak söyleyen kişiyle birlikte katılanın işyerine giderek, kargodan geldiklerini, malı teslim alacaklarını söylemek suretiyle fındık yüklü çuvalları getirdikleri
araca yükledikleri ve ambar fişlerini de başka bir isimle imzalayarak ordan ayrıldıkları, sanık …’ın, diğer sanığın söylediği yere gittiği, sanık …’un da araca binmesinden sonra malların kargo firması dışında başka bir yere bırakıldığı, kargo firması elemanlarının, katılanın yanına malları götürmek için geldiklerinde durumun ortaya çıktığı, söz konusu işyerinde Hüseyin isimli kişinin bulunmadığı ve sanıkların yanlarında çalışmadıklarını belirttikleri, böylece sanıkların eylem ve fikir birliği içinde hareket etmek suretiyle, gerçeğe aykırı özel belge tanzim ederek özel belgede sahtecilik suçunu, katılan aleyhine haksız menfaat temin ederek de dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda,
1-Sanık … hakkında özel belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz incelemesinde;
Sanık, katılan ve tanık beyanları ile tüm dosya kapsamına göre, suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2-Sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz incelemesinde;
Sanık, katılan ve tanık beyanları ile tüm dosya kapsamına göre, suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanıkların yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanıklara fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkralarından, adli para cezasının uygulanmasına ilişkin olarak sırasıyla “100 gün” ve “2.000 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün” ve “100 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmesi suretiyle hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3-Sanık … hakkında özel belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz incelemesinde;
Sanık, katılan ve tanık beyanları ile tüm dosya kapsamına göre, suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.02.2009 tarih ve 2008/ 11-250 Esas, 2009/13 Karar sayılı kararında da kabul edildiği gibi, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinde mahkemece kanaat verici basit bir araştırma ile belirlenecek maddi zararların esas alınması, manevi zararların bu kapsama dahil edilmemesi gerektiği, dosya içerisindeki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; sanığa yüklenen özel belgede sahtecilik suçundan … herhangi bir maddi zararının bulunmadığı dikkate alınarak, silinme koşulları oluşan adli sicil kaydından başka sabıkası da bulunmayan sanığa, mahkumiyet kararı verilmesi halinde CMK’nın 231. maddesinin uygulanmasını isteyip istemediği de sorularak, 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinin 6. fıkrasının (b) bendinde belirtilen “sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması” koşulunun oluşup oluşmadığı hususu karar yerinde değerlendirilerek, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken “zararın giderilmediği” şeklindeki yasal olmayan ve yetersiz gerekçe ile ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 16/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.