Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/1685 E. 2014/8284 K. 29.04.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/1685
KARAR NO : 2014/8284
KARAR TARİHİ : 29.04.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Ticarî faaliyeti meslek olarak icra eden kişilerin,güvenilirliğini sağlamak amacıyla,bu suçun, tacir (kişisel olarak ticaretle uğraşan kimseler) veya şirket yöneticisi olan yada şirket adına hareket eden kişilerin ticarî faaliyetleri sırasında işlenmesi, TCK’nın 158/1-h bendinde nitelikli hâl kabul edilmiştir. Bu kavramlar Türk Ticaret Kanunun ilgili hükümlerine göre belirlenecektir. Türk Ticaret Kanunu’nun 14. maddesinde; Tacir, kişisel durumları ya da yaptığı işlerin niteliği nedeniyle yahut meslek ve görevleri dolayısıyla, kanundan veya bir yargı kararından doğan bir yasağa aykırı bir şekilde ya da başka bir kişinin veya resmî bir makamın iznine gerek olmasına rağmen izin veya onay almadan bir ticari işletmeyi işleten kişi de tacir sayılır. “denilmektedir. Ticaret şirketleri,aynı yasanın 124. maddesinde, Ticaret şirketleri; kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerden ibarettir. Bu Kanunda, kollektif ile komandit şirket şahıs; anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket sermaye şirketi sayılır” şeklinde tanımlanmıştır. Kooperatif yöneticilerinin, kooperatifin faaliyeti kapsamında, dolandırıcılık suçunu işlemeleri de nitelikli hâl, kabul edilmiştir. Üye sayısı dolmasına rağmen, üyeliğe kabulün devamından bahsederek üye kayıt edilmiş gibi kişinin parasının alınması bu suç tipine örnek gösterilebilir.
Kooperatif yöneticilerinin kimler olduğu 1163 sayılı Kooperatifler kanunun 55 ve devamı maddelerinde tanımlanmıştır. Buna göre; Yönetim Kurulu, kanun ve ana sözleşme hükümleri içinde kooperatifin faaliyetini yöneten ve onu temsil eden icra organıdır. Yönetim Kurulu en az üç üyeden kurulur. Bunların ve yedeklerinin kooperatif ortağı olmaları şarttır. Yönetim Kurulu üyeliğine seçilen tüzel kişiler, temsilcilerinin isimlerini kooperatife bildirir. Bu suçun oluşabilmesi için, Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin dolandırıcılık suçunu ticari faaliyetleri sırasında işlemiş olmaları gerekir. Keza, kooperatif yöneticilerinin bu nitelikli halden cezalandırılabilmeleri için suçun kooperatifin faaliyeti kapsamında, işlenmesi gereklidir. Bu suçun faili tacir veya şirket yöneticisi yada şirket adına hareket eden kişi yada kooperatif yöneticisi olabilir.
… Konut yapı kooperatifi başkanı ve hisseli üyesi olan Sanık …’nın … gazetesine 15/06/2006 tarihinde ” …’e metro yanı 11. ay teslimli 40.000TL/45.000 TL” şeklinde verdiği ilanı gören katılanın sanıkla irtibata geçtiği, daire için 33.000 TL peşin, geri kalan bedeli de aylık 700TL taksitlerle ödeyerek 30/11/2006 tarihinde teslim edilmek üzere daire satın alma konusunda anlaştıkları, hisse devrini noterde gerçekleştirip ayrıca satışa ilişkin sanığın kooperatif başkanı olarak kopperatif kaşesi ile taahütname tanzim ettiği, anlaşma gereği katılanın, belirlenen 33.000 TL yi peşin olarak ve 5 ay boyunca her ay sanığın Ziraat bankası hesabına 700 TL yatırmak suretiyle 36500 TL olarak ödediği ancak sanığın devir günü gelmesine karşın çeşitli bahanelerle dairenin devrini gerçekleştirmeyerek katılanı dolandırdığı iddia olunana somut olayda; … yapı kooperatifinde hisse sahibi olduğu hazirun defterinden anlaşılan ve bu kooperatifin başkanı olan sanığa gazete ilanı ile ulaşan katılanın sanıkla noterde “hisse devri” sözleşmesini ve taahütnameyi birlikte imzalamaları ile okuma yazma bilen katılanın bu belgelere göre hisse devri aldığını bildiğinin kabulü, devir tarihinde kooperatifin Sanayi ve Ticaret bakanlığı yetkililerince denetime alnıması ve tedbir konulması nedeniyle devrin gerçekleşmemesi, katılanın iddia ettiğinin aksine hisse devrinden sonra kooperatife 26/05/2007 tarihinde katılanın üye olarak kabulünün gerçekleştirilmiş olması, 5 ay boyunca aylık 700TL taksit ödeyen katılanın taksitleri ödemeyi bırakması nedeniyle yönetim kurulunca 16/10/2007 tarihinde üyeliğinin askıya alınması karşısında, hisse sahibi ve kooperatif yöneticisi olan sanığın, okuma yazma bilen ve imzaladığı kağıdı okumuş olduğu kabul edilen katılanın bu kapsamda denetim imkanının bulunduğu, sanığın katılanın iradesini hileli hareketlerle fesada uğratıp dolandırdığı yönünde her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, bu kapsamda sanık ile katılan arasındaki ilişkinin satış sözleşmesinin gereğinin yerine getirilmemesinden ibaret bir hukuki ilişki olduğu anlaşılmakla, sanık hakkında verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, o yer Cumhuriyet savcısının ve katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 29/04/2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.