YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/1469
KARAR NO : 2014/8157
KARAR TARİHİ : 28.04.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Temyiz harcı tahsiline dair 6217 sayılı Yargı Hizmetlerinin Hızlandırılması Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 13. ve 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 1/a bendinin, Anayasa Mahkemesinin 29/12/2011 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 20/10/2011 gün ve 2011/154 esas, 2011/142 sayılı kararı ile iptal edildiğinden, mahkemenin temyiz harcı ödenmemesi nedeniyle temyiz isteminin reddine ilişkin 07.02.2012 tarihli ek karar kaldırılarak yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Katılanın, Kocaeli Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesinde Gastroloji polikliniğinde tedavi görmekte olan eşinin yanında refakatçi olarak bulunduğu sırada, odaya gelerek kendisini hastanede görevli personel olarak tanıtan sanığın, katılana, eşinde damar tıkanıklığı rahatsızlığının bulunduğunu ve bu nedenle yapılması gereken sözde bir takım usuli işlemlerin tamamlanmasını belirttikten sonra bu duruma inanan katılandan 2000 TL değerinde olan ziynet eşyalarını almak suretiyle haksız menfaat temin ettiğinin iddia ve kabul olunduğu somut olayda;
Sanığın, bu şekilde gerçekleştirdiği sabit görülen eyleminin basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,ancak;
5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilmeye kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı yasanın 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hükümden 53. maddenin uygulanmasına ilişkin kısmın çıkartılarak yerine “sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 53.maddesinin 1. ve 2. fıkraları ile 3. fıkrasının birinci cümlesinin uygulanmasına” ifadesinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 28.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.