Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/19422 E. 2014/11988 K. 16.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/19422
KARAR NO : 2014/11988
KARAR TARİHİ : 16.06.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Katılana ait evde kiracı olarak ikamet etmekte olan sanığın, kendisini alacaklı, katılanı borçlu gösterecek şekilde, 11.09.2007
düzenleme tarihli ve 142000 TL bedelli olan bonoyu gerçeğe aykırı olarak düzenleyip, borçlu kısmına da katılanın imzasını taklit etmek suretiyle atarak tamamen sahte oluşturduktan sonra söz konusu senedi diğer sanık …’ın ciro ettiği ve bu şekilde senedin hamili konumuna gelen sanık …’ın, söz konusu senet ile ilgili olarak Adana 9.İcra Müdürlüğünde kambiyo senetlerine özgü takip yoluna başvurarak katılan aleyhine icra takibini başlattığı, katılanın, kendisine gönderilen ödeme emrine ve icra takibine itiraz etmesi üzerine, yapılan imza incelemesi neticesinde düzenlenen bilirkişi raporunda; söz konusu senet üzerindeki borçlu imzasının katılanın el ürünü olmadığı, borçlu kısmına atılan imzanın, katılanın imzası taklit edilmek suretiyle sahte olarak bir başkası tarafından atıldığının belirlendiği ve ayrıca senet üzerindeki yazıların sanık …’ın el ürünü olduğunun tespit edildiği, icra mahkemesi tarafından bu nedenlerle itirazın kabulüne karar verilerek katılan aleyhine başlatılan icra takibinin durudurulduğu, bu şekilde sanık …’ın resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs, sanık … ‘in ise nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda;
Oluşa, sanıkların savunmalarına, katılanın beyanlarına, ekspertiz raporuna, icra takip dosyası içeriğine ve tüm dosya kapsamına göre; sanıkların, bu şekilde gerçekleştirdikleri sabit görülen eylemlerinin nitelikli dolandırıcılık suçuna teşebbüs ve resmi belgede sahtecilik suçlarını oluşturduğuna yönelik mahkemenin kabullerinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanıklar haklarında hapis cezasına hükmedilmesinin kanuni sonucu olarak, ayrıca 5237 sayılı TCK’nın 53.maddesinin 1. 2. ve 3. fıkralarının uygulanmasına karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden bu nedenle bozma isteyen tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık …’ın ve sanık … müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 16.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.