YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/17332
KARAR NO : 2014/9967
KARAR TARİHİ : 21.05.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Temyiz talebinin reddi
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun07.10.2008 tarih ve 2008/4-192-214 E.K sayılı kararında da vurgulandığı üzere, hükmün son kısmında yer alan kanun yolu açıklamasında, “temyiz süresinin” tefhimde hazır bulunan sanık açısından “tebliğden” itibaren başlayacağı şeklinde bir yanlış anlamaya neden olacak şekilde “tefhimden ve tebliğden itibaren” denilerek yasa yolu süresinin ne zaman başlayacağı konusunda hükümlünün yanıltılmış olması, bunun dışında sanığa usulüne uygun bir tebligat da yapılmamış olması karşısında, sanığın 21/12/2009 tarihli temyiz talebinin süresinde olduğu kabul edilerek usul ve yasaya aykırı olan 15/04/2010 tarihli ek kararın kaldırılması suretiyle yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği,fiille olan ilişkisi,mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık ve temyiz dışı sanık …’un, katılan …’in yetkilisi olduğu işyerine geldikleri, .. …’un ismini … olarak söyleyip elinde bulunan telsizi de katılana göstererek Organize Suçlar Bürosu’nda amir olduğunu beyan etiği ve bir paket sigara istediği, sigarayı alan sanık ve arkadaşının ücretini ödemeden Barlarsokağındaki müşteki Aydın’ın yetkilisi olduğu bara gittikleri, burada iki adet bira içtikten sonra müştekiyi çağırdıkları,.. …’un yine Organize suçlar Bürosunda görevli olduğunu belirterek bu kez adını amir… olduğunu beyan edip bir sorun olup olmadığını sorduğu, masa üzerindeki telsizden anonslar geldiği, sanığın da üzerinde bulunan tabancayı müştekiye gösterdiği, sanık ve arkadaşının buradan da ücret ödemeden ayrıldıkları, sanığın, bu şekilde kendisine polis süsü verip haksız menfaat temin etmek suretiyle dolandırıcılık suçunu
işlediğinin iddia edildiği olayda, sanık, katılan, müşteki ve tanık beyanları ile tüm dosya kapsamına göre, suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Sanığın, suçu temyiz dışı sanık … birlikte işlediği, suçun bütün aşamalarına katıldığı ve eylem ve fikir birliği içinde hareket ettiği dikkate alınarak 5237 sayılı TCK’nın 37. maddesi kapsamında cezalandırılması gerektiği gözetilmeden, yardım eden olarak değerlendirilmek suretiyle aynı Kanun’un 39. maddesi gereğince hüküm kurularak eksik ceza tayini, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkralarından, adli para cezasının uygulanmasına ilişkin olarak sırasıyla ”60 gün”, ”30 gün”, ”25 gün” ve ”500 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla ” 5 gün ” , ” 2 gün ”, ” 1 gün ” ve ” 20 TL ” adli para cezası ibaresinin eklenmesi suretiyle hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 21/05/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.