YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/19107
KARAR NO : 2014/12022
KARAR TARİHİ : 16.06.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın 14/05/2010 tarihinde kendisini Eskişehir ili Çifteler ilçesi Belediye Başkanı olarak tanıtarak, aynı ilçede diş hekimliği yapan katılanı telefonla arayarak, Çifteler ilçesinde bir kız çocuğunun kanser olduğunu, tedavisi için yardım amacıyla fon oluşturulduğunu, bir miktar eksik para kaldığını ve bu paranın çocuğun tedavi görmekte olduğu Ankara ilinde Bedirhan Sayın adına yatırılmasını istediği, katılanın bildirilen PTT hesabına aynı tarihte 800 TL para havalesi yaptığı, bunun sanık tarafından çekildiği, 27/05/2010 tarihinde sanığın bu kez şikayetçiyi arayarak tedavisi yapılmakta olan kızının öldüğünü, cenazesini hastaneden çıkarması için 600 TL paraya ihtiyacı olduğunu söylemesi üzerine durumdan şüphelenen katılanın Çifteler İlçesi Belediye Başkanını aradığı, durumu öğrenip kolluğa ihbar ettiği ve sanığın ikinci kez gönderilecek olan 600 TL parayı almak üzere PTT şubesinde beklerken kolluk kuvvetlerince yakalandığı olayda, dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 53/1. maddesi uyarınca belirli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına karar verilmemiş ise de hapis cezasının kanuni sonucu olması nedeniyle infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görüldüğünden bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanık hakkında temel ceza tayini sırasında hürriyeti bağlayıcı cezanın alt sınırdan belirlendiği halde adli para cezasının alt sınırdan uzaklaşılarak tespit edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “20 gün”, “25 gün”, “20 gün” ve ” 400 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün”, “6 gün” “5 gün” ve ” 100 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 16/06/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.