YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/21279
KARAR NO : 2014/13393
KARAR TARİHİ : 07.07.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; 5-6 yıldır kışlık kömür ihtiyacını… köyünden… hoca lakaplı bir kişiden karşılayan ve oğlu … ile oturan mağdurenin ….köyündeki evine gelen ve dışarıdan “….. abi..” diye seslenen kapıya çıkan mağdureye kendisini … hocanın işçisi …. olarak tanıtan sanığın ona “…kömür ihtiyaçlarının karşılanması için … hoca gönderdi…” deyip ihtiyaç miktarını öğrenerek cep telefonu ile “…hocam … abi 4 ton istiyor, 3 ton da yengesine yüklenecekmiş…”şeklinde konuşması, mağdurenin istemesine rağmen “şarj bitiyor” deyip telefonu kapatıp vermemesi ve “…… hoca en azından 1 ton kömür parasını peşin istiyor…” demesi, olumsuz yanıt alınca da “…yenge, kamyonlar yola çıktı, bunlar mazot yakıyor, 50-100 TL’de mi yok, bari yakıt parasını ver…” sözleriyle onu ikna edip 150 TL’sini alarak uzaklaşması eyleminin “dolandırıcılık” suçunu oluşturduğunu takdir eden mahkemenin kabul ve uygulamasında aşağıdaki bozma nedeni dışında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
TCK’nın 53/3. maddesi uyarınca; 1. fıkranın (c) bendinde yazılı sanığın kendi alt soyu üzerindeki velayet hakkından, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan koşullu salıverilme tarihine kadar, altsoyu dışında kalanlarla ilgili hak ve yetkilerden ise cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, kendi altsoyu dışındakiler üzerindeki yetkileri de kapsayacak şekilde hiçbir ayırım yapılmaksızın koşullu salıvermeye kadar hak yoksunluğuna hükmolunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak; bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden CMUK’nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayınalarak, hüküm fıkrasının 5 no’lu bendinde yer alan TCK’nın 53. maddesinin tatbikine ilişkin paragrafların çıkartılarak yerine; “TCK’nın 53/3. maddesi uyarınca, 1. fıkranın (c) bendinde yazılı sanığın kendi altsoyu üzerindeki velayet haklarından, vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan ise 2. fıkra gereğince cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” paragrafı yazılmak sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 07/07/2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.