YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/24774
KARAR NO : 2014/15098
KARAR TARİHİ : 18.09.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme, hakaret
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma,yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye …, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun … şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, … ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır.
Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır.
Suçun alenen işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Aleniyet, belirsiz sayıda kişilerin hakaret oluşturan sözü duymalarına olanak sağlamak suretiyle suçun işlenmesini ifade eder. Failin, hakaret oluşturan sözün duyulması olanağını yaratmış olması yeterlidir. Söylenen sözün fiilen duyulmuş olup olmaması önemli değildir.
Katılanlar ile sanıkların arazilerinin komşu oldukları, İstanbul’da yaşayan katılanların köylerine geldiklerinde evlerinin arka kısmındaki tel örgüleri ile beton direklerinin eğildiğini görmeleri üzerine sanık …’ın yanına gidip sınıra diktikleri direkleri kimin eğdiğini sordukları, sanığın aralarındaki sınır uyuşmazlığı nedeni ile kendisinin zarar verdiğini söyleyip katılan …’a hitaben “orospu” dediği, bu olaydan bir süre sonra bu kez sanık … ve …’nin katılanın sınıra diktiği ve dibine beton dökerek sağlamlaştırdığı direkleri kırdıklarının iddia edildiği somut olayda;
1- Sanık …’ın mala zarar verme suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesinde;
Sanık ile katılanlar arasındaki sınır uyuşmazlığı, bilirkişi raporu ve olay tespit tutanağına göre mala zarar verme suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2- Sanık … hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesinde;
Olay yeri görgü tespit tutanağı, sanığın kendi arazisi üzerine yapıldığı için katılana ait direklere ve tellere zarar verdiğine yönelik ikrarı, yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporuna göre direkler ve tel çitlerin kadastro sınırları ile uyulu olduğunun anlaşılması karşısında mala zarar verme suçunun oluştuğuna yönelik kabule bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine,ancak;
Sanığın adli sicil kaydında yer alan Şişli 3. Sulh Ceza Mahkemesinden aldığı cezanın kesinleşme tarihine göre tekerrüre esas olmadığı gözetilmeden cezasının TCK’nın 58. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından TCK’nın 58. maddesinin uygulanmasına yönelik kısmın tamamen çıkartılması suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3-Sanık …’ın hakaret suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesinde;
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’nın 231/6. maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği anlaşılmakla yeterli gerekçe göstermeksizin hükmün açıklanmasının geriye bırakılmayacağına karar verildiği gerekçesi ile bozma isteyen tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.
Sanığın, inkara yönelik savunmasına karşın tanık …’in soruşturma aşamasında, kolluk görevlilerince alınan ifadesinde sanığın çite kendisinin zarar verdiğini söylediğini ve katılan …’a “orospu” dediğini duyduğuna yönelik beyanlarını inkar ederek sanığın evine gelen katılanlara çite kimin zarar verdiğini bilmediğini, üzerine gelmemelerini söylediğine yönelik çelişkili beyanları dışında herhangi bir delil elde edilemediği gözetilmeden tanığın kolluk görevlilerince alınan yeminsiz beyanına itibar edilerek hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Sanık hakkında hükmolunan cezadan TCK’nın 62. maddesi gereğince yapılan indirim sırasında 2 ay 27 gün yerine hesap hatası yapılarak 3 ay hapis cezasına hükmedilmesi suretiyle fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18.09.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.