YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/17330
KARAR NO : 2014/9979
KARAR TARİHİ : 21.05.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat, mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği,fiille olan ilişkisi,mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Ticarî faaliyeti meslek olarak icra eden kişilerin, güvenilirliğini sağlamak amacıyla, bu suçun, tacir (kişisel olarak ticaretle uğraşan kimseler) veya şirket yöneticisi olan yada şirket adına hareket eden kişilerin ticarî faaliyetleri sırasında işlenmesi, TCK’nın 158/1-h bendinde nitelikli hâl kabul edilmiştir. Bu kavramlar Türk Ticaret Kanunun ilgili hükümlerine göre belirlenecektir. Türk Ticaret Kanunu’nun 14. maddesinde; Tacir, kişisel durumları ya da yaptığı işlerin niteliği nedeniyle yahut meslek ve görevleri dolayısıyla, kanundan veya bir yargı kararından … bir yasağa aykırı bir şekilde ya da başka bir kişinin veya resmî bir makamın iznine gerek olmasına rağmen izin veya onay almadan bir ticari işletmeyi işleten kişi de tacir sayılır. “denilmektedir. Ticaret şirketleri,aynı yasanın 124. maddesinde, Ticaret şirketleri; kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerden ibarettir. Bu Kanunda, kollektif ile komandit şirket şahıs; anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket sermaye şirketi sayılır” şeklinde tanımlanmıştır. Kooperatif yöneticilerinin,kooperatifin faaliyeti kapsamında, dolandırıcılık suçunu işlemeleri de nitelikli hâl, kabul edilmiştir. Üye sayısı dolmasına rağmen, üyeliğe kabulün devamından bahsederek üye kayıt edilmiş gibi kişinin parasının
alınması bu suç tipine örnek gösterilebilir. Kooperatif yöneticilerinin kimler olduğu 1163 sayılı Kooperatifler kanunun 55 ve devamı maddelerinde tanımlanmıştır. Buna göre; Yönetim Kurulu, kanun ve ana sözleşme hükümleri içinde kooperatifin faaliyetini yöneten ve onu temsil eden icra organıdır. Yönetim Kurulu en az üç üyeden kurulur. Bunların ve yedeklerinin kooperatif ortağı olmaları şarttır. Yönetim Kurulu üyeliğine seçilen tüzel kişiler, temsilcilerinin isimlerini kooperatife bildirir. Bu suçun oluşabilmesi için,Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin dolandırıcılık suçunu ticari faaliyetleri sırasında işlemiş olmaları gerekir. Keza, kooperatif yöneticilerinin bu nitelikli halden cezalandırılabilmeleri için suçun kooperatifin faaliyeti kapsamında, işlenmesi gereklidir. Bu suçun faili tacir veya şirket yöneticisi yada şirket adına hareket eden kişi yada kooperatif yöneticisi olabilir.
Katılanların,…Madencilik İnşaat Nakliyat Sanayii Ticaret ve Limited Şirketi’nin ortakları olarak kömür satışı işiyle uğraştıkları, satış hususunda görüşmeler yapmak için Akşehir ilçesine geldikleri, gerçekte nakliye işiyle uğraşan sanık …’nın işyerine gidip kendisiyle görüşerek kart bıraktıkları, bu görüşmeden yaklaşık 10-15 gün sonra sanık …’ün katılan …’i arayarak kömür almak istediğini söylediği, sanığın telefonda, … … İlköğretim Okulu’nda öğretmen olduğunu ve … Sitesi yöneticisi olduğunu söylediği, bunun üzerine katılanların Akşehir ilçesine geldikleri ve sanık …’ı, kendisinin isteği üzerine, .. … ilköğretim Okulu’nun bahçesinden aldıkları, daha sonra kömürün bırakılacağı … Sitesini gezdikten sonra katılan … ile sanık … arasında 580 ton kömür alımına ilişkin sözleşme yapıldığı, sanığın, aynı gün, katılan …’e 20.10.2008 ödeme tarihli 25.000,00 TL, 20.11.2008 ödeme tarihli 25.000,00 TL, 20.12.2008 ödeme tarihli 25.000,00 TL, 20.01.2009 ödeme tarihli 25.000,00 TL, 20.02.2009 ödeme tarihli 25.000,00 TL, 20.03.2009 ödeme tarihli 25.800,00 TL miktarlı, borçlusu … Sitesi Yöneticiliği olan bonoları imzalayarak verdiği, ancak bonoların tanzim tarihi ve lehtarlarının yazılı olmadığı, ayrıca imzalanan sözleşmede sanık …’ın isminin üzerinde … Sitesi Yönetimi ibaresinin bulunduğu, daha sonra sanığın, okuldan kendisinin çağrıldığını belirterek, kendisini okula bırakmalarını isteyince katılanların sanığın okula bıraktıkları, sanığın acele etmesi nedeniyle, katılanların, sanığın gerçekte bahse konu apartman yöneticisi olup olmadığını inceleyemedikleri, katılanların kapıcı ile görüşerek kalorifer sistemine bakmak istedikleri, sanığın, bir yeri arıyormuş gibi yaparak katılanın yerinde olmadığını söyleyerek katılanları atlattığı, sözleşme gereğince katılanların 13.09.2008, 14.09.2008, 16.09.2008, 19.09.2008 ve 21.09.2008 tarihlerinde toplam 105.400 kg kömürü sanığa gönderdikleri, sanık …’ın, kamyonların site içine giremeyeceğini belirterek kömürü Akşehir ilçesi girişinde karşılayıp römorklara yüklediği, katılanların, Akşehir ilçesinde kendilerinin sattığı kömürlerin daha ucuz bir şekilde piyasada satıldığını daha sonra öğrendikleri, yaptıkları araştırmada sanık …’ın bu kömürleri diğer sanıklara sattığı ve bu sanıkların da
başka kişilere sattıklarını öğrendikleri, ayrıca sanığın gerçekte site yöneticisi olmadığı, bahse konu siteyle ilgisinin bulunmadığı ve öğretmen olmadığının belirlendiği, sanık Sedat’ın, kömürleri kendisi için aldığını, katılanın ısrarı ve faturada yazılmak üzere senetlerdeki ve sözleşmedeki … Sitesi Yönetimi ibaresinin katılan tarafından yazılmış olduğunu belirttiği, alınan bilirkişi raporuna göre, … Sitesi Yönetimi ibaresinin, sanık …’a ait olduğunun tespit edildiği, sözleşmenin imzalandığı gün ve kömürlerin Akşehir ilçesine gelmiş olduğu günlerde sanık … ile sanık …’nın yoğun bir şekilde telefon görüşmesi yaptıkları, bazı şahısların işyerlerinde yapılan tespitlerde katılanlara ait kömürlerin bulunduğu, adı geçen şahısların, işyerlerinde bulunan kömürleri sanıklar …’dan ve …’dan aldıklarını beyan ettikleri, böylece sanıkların eylem ve fikir birliği içinde hareket edip hileli hareketlerle haksız menfaat temin etmek nitelikli dolandırıcılık suçunu, sanık …’ün de, unsurları eksik olan senetleri düzenleyerek özel belgede sahtecilik suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda,
1-Sanık … hakkında özel belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet kararı ile, sanıklar … ve … hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen beraat kararlarına yönelik temyiz incelemesinde;
Suça konu özel belge niteliğindeki senetlerin sanık … tarafından sahte olarak düzenlendiğinin sabit olduğu, sanıklar Yetiş ve …’ın da, katılana kömür satışı işine aracılık yapmak suretiyle sanık …’ın eylemine iştirak ettiklerine dair mahkumiyetlerine yeter kesin ve inandırıcı delil bulunmadığının sanık, katılan ve tanık beyanları ile tüm dosya kapsamıyla anlaşılması karşısında, bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanlar vekilinin ve sanık …’ün temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
2-Sanık … hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen beraat kararına yönelik temyiz incelemesinde;
Dolandırıcılık suçunu malvarlığına karşı işlenen diğer suç tiplerinden farklı kılan husus, aldatma temeline dayanan bir suç olmasıdır. Birden çok hukuki konusu olan bu suç işlenirken, sadece malvarlığı zarar görmemekte, mağdurun veya suçtan zarar görenin iradesi de hileli davranışlarla yanıltılmaktadır. Madde gerekçesinde de, aldatıcı nitelik taşıyan hareketlerle, kişiler arasındaki ilişkilerde var olması gereken iyiniyet ve güvenin bozulduğu, bu suretle kişinin irade serbestisinin etkilendiği ve irade özgürlüğünün ihlâl edildiği vurgulanmıştır. Somut olayda, sanığın, katılanlara ait telefon numarasını bir şekilde ele geçirerek telefon açtığı, kendisinin öğretmen olduğunu ve bir sitede yönetici olduğunu söylediği, sitenin içine götürmek suretiyle katılanları burada gezdirdiği, kapıcıyla görüşmek isteyen katılanlara, kapıcıyı telefonla arıyormuş gibi yaptıktan sonra kapıcının başka bir yere gittiği yalanını uydurduğu, cuma namazı
Vakti olduğunu söyleyerek birlikte cuma namazına gittikleri, sitenin bulunduğu sokağa kamyon giremeyeceği için, kömürleri başka bir yerden kendisinin temin ettiği traktörlere aktarıp teslim aldığı, yönetici olmadığı halde yönetimi borçlandıracak senetler tanzim ettiği, bilirkişi incelemesine göre, yönetim adının geçtiği ibarenin sanık tarafından yazıldığının belirlendiği, öğretmen olduğu izlenimini uyandırmak için kendisini okuldan aldırıp, dersi olduğunu söyleyerek tekrar okulun bahçesine bıraktırarak katılanlarda güven oluşturduğu, yönetim için aldığını belirtmesine rağmen aldığı kömürlere karşılık fatura kestirilmediği, böylece yoğun ve hileli hareketler sergileyerek malı teslim alıp sahte senetleri de katılanlara vermek suretiyle haksız menfaat temin ettiğinin tüm dosya kapsamına göre sabit olduğu, bu nedenle, sanığın mahkumiyetine yeter kesin ve inandırıcı deliller bulunduğu dikkate alınarak, 5237 sayılı TCK’nın 157/1. maddesi gereğince mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, suçun unsurlarının bulunmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde beraat kararı verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 21/05/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.