YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/1625
KARAR NO : 2014/17186
KARAR TARİHİ : 23.10.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır.Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Ticarî faaliyeti meslek olarak icra eden kişilerin, güvenilirliğini sağlamak amacıyla, bu suçun, tacir (kişisel olarak ticaretle uğraşan kimseler) veya şirket yöneticisi olan yada şirket adına hareket eden kişilerin ticarî faaliyetleri sırasında işlenmesi, TCK’nın 158/1-h bendinde nitelikli hâl kabul edilmiştir. Bu kavramlar Türk Ticaret Kanunun ilgili hükümlerine göre belirlenecektir.
Türk Ticaret Kanunun Madde 14’te, Tacir;
“(1) Kişisel durumları ya da yaptığı işlerin niteliği nedeniyle yahut meslek ve görevleri dolayısıyla, kanundan veya bir yargı kararından … bir yasağa aykırı bir şekilde ya da başka bir kişinin veya resmî bir makamın iznine gerek olmasına rağmen izin veya onay almadan bir ticari işletmeyi işleten kişi de tacir sayılır. “denilmektedir.
Ticaret şirketleri,aynı yasanın Madde 124’te;
”(1)Ticaret şirketleri; kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerden ibarettir.
(2) Bu Kanunda, kollektif ile komandit şirket şahıs; anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket sermaye şirketi sayılır” şeklinde tanımlanmıştır.
Kooperatif yöneticilerinin,kooperatifin faaliyeti kapsamında, dolandırıcılık suçunu işlemeleri de nitelikli hâl, kabul edilmiştir.Üye sayısı dolmasına rağmen, üyeliğe kabulün devamından bahsederek üye kayıt edilmiş gibi kişinin parasının alınması bu suç tipine örnek gösterilebilir. Kooperatif yöneticilerinin kimler olduğu 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 55 ve devamı maddelerinde tanımlanmıştır.Madde 55 – Yönetim Kurulu, kanun ve anasözleşme hükümleri içinde kooperatifin faaliyetini yöneten ve onu temsil eden icra organıdır. Yönetim Kurulu en az üç üyeden kurulur. Bunların ve yedeklerinin kooperatif ortağı olmaları şarttır. Yönetim Kurulu üyeliğine seçilen tüzel kişiler, temsilcilerinin isimlerini kooperatife bildirir.
Bu suçun oluşabilmesi için,Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin dolandırıcılık suçunu ticari faaliyetleri sırasında işlemiş olmaları gerekir.Keza, kooperatif yöneticilerinin bu nitelikli halden cezalandırılabilmeleri için suçun kooperatifin faaliyeti kapsamında, işlenmesi gereklidir.Bu suçun faili tacir veya şirket yöneticisi yada şirket adına hareket eden kişi yada kooperatif yöneticisi olabilir.
Sanık …’ın … Mahallesi … adresinde bulunan … Bayi’sine oğlunun askere gitmesi nedeniyle katılan …’ın 22.02.2006 tarihinde sermaye koyup ortak olarak çalışmaya başladığı, bilahare aralarında şirket devriyle ilgili uyuşmazlık çıktığı, katılanın şirketteki hissesini Sanık …’ın hileli davranışları ve teşviki ile sanık …’a devredip karşılığında 17.02.2007 vadeli 62.732 TL ve 28.02.2007 vade tarihli 62.268 TL meblağlı senetleri aldığı, sanık …’ın işsiz, parasız olup söz konusu senetleri ödeyecek gücünün bulunmadığının anlaşıldığı, sanıkların bu şekilde gerçekleşen eylemlerinin tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında dolandırıcılık suçunu oluşturduğu iddia edilen olayda; katılan ile sanıklar arasındaki uyuşmazlık hukuki mahiyette olup sanık … tarafından verilen senetlerin sahte olmayıp katılan tarafından tahsil ve takibe konmadığı, nihayet dolandırıcılık kastiyle hareket ettiklerine dair mahkumiyetlerine yeter nitelikte, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığına yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiş, aynı gerekçelerle tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, o yer Cumhuriyet savcısı ile katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 23.10.2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
Karşı oy;
Sanık …, tek başına işletmekte zorlandığını gerekçe göstererek, katılanı şirketine ortak olmaya ikna etmiştir. 22.02.2006 tarihli ortaklık sözleşmesinden sonra işyeri fiilen katılan tarafından işletilmeye başlanmıştır. Katılan, hisse devrinden kaynaklanan borçlarını ödedikten sonra, sanığın kendisine karşı davranışlarının değişmesini ve borç batağında olduğunu öğrendiği şirketin zarar etmeye devam etmesini gerekçe göstererek ortaklıktan ayrılmak istemiştir. Sanık ise ona para ödemeden katılanın hissesini elinden almak istemektedir. Bu düşüncesini gerçekleştirmek isteyen sanık, ödeme gücü bulunmayan ve işsiz olan diğer sanık … ile para karşılığı anlaşmıştır.
Yaptıkları plana göre; sanık …, sanık …’u katılana şirketi satın almak isteyen bir müşteri olarak tanıtacak, onun mali müşavir olduğunu söyleyerek ödeme gücü olduğuna inandıracaktır. Sanık … da düzenleyeceği senetler karşılığında şirket hisselerini katılandan alıp daha sonra sanık …’a devredecektir. Sanık …’un malvarlığı olmadığından vermiş olduğu senetlerden dolayı bir zarar görmeyecektir.
Bu plan doğrultusunda hareket eden sanıklar, aralarında yaptıkları plandan haberi olmayan katılanın hisselerini sanık …’a devretmesini sağlamışlardır. Sanık … müştekiye verdiği senetlere gerçek adresini yazmamış ve yıllar önce oturduğu eski adresini yazmıştır. Aralarındaki anlaşmaya göre paranın bir kısmı ertesi gün ödenecektir. O gün ödenmemesi üzerine sanık …’u arayan katılan onu, verdiği adreste bulamamış, daha sonra sanık …’in kendi hissesini devretmediğini, sanıkların birlikte hareket ettiklerini öğrenmiştir.
Olayın bu şekilde oluştuğu, tanık beyanları; hatta sanık …’un ikrarları ile sübut bulmaktadır. Bu şekilde cereyan eden olayı irdelediğimizde;
Sanık …, kendi hissesini satma niyeti taşımadığı halde, şirketi satacaklarına katılanı inandırmıştır. Para karşılığı anlaştığı sanık …’u ödeme gücü yerinde olan meslek sahibi dürüst bir kişi olarak tanıtmıştır. Katılan, sanık …’in kendi hissesini de satacağını sandığı için ona itimat etmiştir. Sanık … ise sanık … ile işbirliği yaparak mesleği ve ekonomik durumu konusunda yalan söylemiş, ödeme düşüncesinde olmadığı senetleri vermekle kalmayıp; üzerlerine de sahte adresler yazmıştır. Bütün bunlar 5237 sayılı Kanunun 157. maddesinde tanımlanan hile unsurunu oluşturmaktadır. Görüldüğü gibi, sanıkların eylemleri, her birisi hile oluşturacak birden çok hareket içermektedir.
Dairemizin, özellikle motorlu araç ve hayvan alımları sırasında sahte kartvizit ile güven oluşturmayı dolandırıcılığın hile unsuru olarak kabul ettiği kararları mevcuttur.
Temyize konu somut olayda dolandırıcılık suçunun bütün unsurları mevcut olduğundan sanıkların eylemleri nedeniyle cezalandırılmaları gerekmektedir Bu nedenle beraatlarına ilişkin kararın bozulması yerine onanmasına dair çoğunluk kararına muhalifiz.