Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/10476 E. 2014/4524 K. 12.03.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/10476
KARAR NO : 2014/4524
KARAR TARİHİ : 12.03.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Yukarıdaki ilkeler ışığında somut olay incelendiğinde;
Şikayetçinin işlettiği … Çeyiz” isimli dükkana gelip çocuklarına yorgan satın alacağını söyleyen sanığın …Kasabasında yüz adet dairesi bulunan sitenin muhasebesini tuttuğunu, burada oturan Alman uyruklu şahısların da yüklü miktarda yorgan satın alacaklarını söyleyip birlikte bahsi geçen siteye gitmelerini istediği, şikayetçinin otomobili ile yola çıktıkları, yolda sanığın Alman uyruklu şahısların Euro ile ödeme yapacaklarını, para üzerini Türk Lirası ile ödemeleri gerekeceğini, bu nedenle üzerinde Türk Lirası bulundurmasını istediği, şikayetçinin de yanında 730 TL para olduğunu söylediği, sanığın “sen parayı bana ver ağabey” demesi üzerine şikayetçinin güvenip parayı sanığa teslim ettiği, yol üzerinde sanığın bir arkadaşının yanına uğraması gerektiğini söyleyerek arabadan inip ortadan kaybolduğu olayda, mahkemenin “dolandırıcılık” suçunun oluştuğuna yönelik kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Mahkemece 5237 sayılı TCK’nın 61. Maddesine uygun olarak yasal gerekçesi de gösterilmek suretiyle alt sınırdan uzaklaşılarak temel ceza tayin edilmiş olması karşısında, tebliğnamedeki yasal olmayan gerekçelerle alt sınırdan uzaklaşıldığı gerekçesiyle bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyete dair hükmün kanuni sonucu olarak uygulanması gereken 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin uygulanmaması bu hususun infazda dikkate alınması olanaklı olduğundan bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Mükerrir olan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesinin 6 ve 7. fıkraları gereğince mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağının belirtilmesiyle yetinilmesi gerekirken, infazı kısıtlar biçimde 5275 sayılı Kanunun 108/4. maddesi uyarınca sanık hakkında bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, TCK’nın 58/6-7 maddesi gereğince mükerrir sanık hakkında cezasının infazından sonra bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına ilişkin bölümün hüküm fıkrasından çıkartılarak yerine “cezanın, infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına” ibaresinin eklenmesi suretiyle, sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 12.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.