YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/19672
KARAR NO : 2014/12113
KARAR TARİHİ : 17.06.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; şikayetçinin 23/11/2007 tarihinde … no’lu cep telefonuna… numaralı cep telefonundan mesaj gönderilerek “aldığınız ürün sahte çıktı, tarafınıza iade yapılacaktır, bu telefonla irtibat kurun” şeklinde kendisi ile iletişime geçildiği, bu numarayı aradığında kendisine kredi kartı ile bankomata gitmesi konusunda yönlendirmede bulunulduğu, bunun üzerine kredi kartının İstanbul’da oturan oğlu … Işıkkent’de olması sebebi ile oğlunu telefonla aradığını ve kendine ait kartla bir ATM cihazına giderek kendisi ile irtibata geçen telefonu aramasını istediğini, telefonu arama sonucunda oğlunun da telefonda konuştuğu kişinin yönlendirmesi ile kendine ait … no’lu kredi kartından 380 TL’lik havaleyi sanığın … no’lu hesabına yaptığı, bu şekilde sanığın şikayetçiyi dolandırdığı sanık savunması, şikayetçi beyanı, Yapı Kredi Bankası cevabi yazısı ve tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. Telefon hattı sahibinin dinlenmesi gerektiğinden bahisle bozma isteyen tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmemesi, aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın sair temyiz itirazlarının reddine; Ancak,
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından, adli para cezasının uygulanmasına ilişkin olarak “60” gün”ve “1.200TL” adli para cezası teriminin tamamen çıkartılarak yerine, “5 gün”, “100TL”adli para cezası ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 17/06/2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.