YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/27231
KARAR NO : 2014/17891
KARAR TARİHİ : 03.11.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme, hakaret, kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye …, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek ya da yakıştırmalarda bulunmak ya da sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun … şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, … ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır.
Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır. Suçun alenen işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Aleniyet, belirsiz sayıda kişilerin hakaret oluşturan sözü duymalarına olanak sağlamak suretiyle suçun işlenmesini ifade eder. Failin, hakaret oluşturan sözün duyulması olanağını yaratmış olması yeterlidir. Söylenen sözün fiilen duyulmuş olup olmaması önemli değildir.
Sanıklardan … ve …’in kardeş oldukları ve olay gecesi araba ile gezerlerken kendi arabaları ile gezen diğer sanıklar … ve … ile yol geçiş önceliği meselesinden dolayı önce el kol hareketleri ile başlayan tartışmada, birbirlerine sinkaflı sözlerle hakaretlerde bulundukları, daha sonra birbirlerini basit tıbbi müdahale ile yaraladıkları, kavga sırasında …’in ele geçirilemeyen bir cisimle diğer sanıkların araç camına vurup dikiz aynasını kırdığının iddia edildiği olayda;
Adli Tıp uzmanları tarafından düzenlenen 20.02.2012 tarihli raporun içeriğinde, katılan …’ın yüzündeki mevcut lezyonun yüzde sabit iz niteliğinde olmadığının belirtilmesi karşısında, bu yönde bozma isteyen tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
1-… hakkında mala zarar verme suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
TCK’nın 151. maddesinde yer alan suç tanımında hapis cezası ile adli para cezasının seçenek olarak öngörülmesi karşısında, aynı kanunun 50/2. maddesi gereğince hükmolunan hapis cezasının adli para cezasına çevrilemeyeceğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2-Sanıklar …, … ve … hakkında hakaret ve kasten yaralama suçlarından kurulan hükümlerin yapılan incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
a) TCK’nın 86/2 ve 125. maddelerinde yer alan suç tanımlarında hapis cezası ile adli para cezasının seçenek olarak öngörülmesi karşısında, aynı kanunun 50/2. maddesi gereğince hükmolunan hapis cezasının adli para cezasına çevrilemeyeceğinin gözetilmemesi,
b) Hakaret ve kasten yaralama suçlarında giderilmesi gereken ölçülebilir, belirlenebilir (somut) maddî bir zarar oluşmaması, manevî zararın ise hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanmasına engel teşkil etmemesi karşısında, sabıkası bulunmayan veya silinme koşulları oluşmuş sabıkası bulunan sanıkların kişilik özelliklerinin olumsuz olarak değerlendirilmesine dayanak oluşturan nedenlerin 5271 sayılı CMK’nun 231/5-6. madde ve fıkralarında öngörülen uygulama koşulları irdelenerek denetime olanak verecek biçimde gerekçeye yansıtılmadan, zararın giderilmemesi gerekçesiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 03.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.