YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/2384
KARAR NO : 2014/17893
KARAR TARİHİ : 03.11.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Suçun, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi hâlinde, nitelikli hali oluşmaktadır.
Katılana ait mağazada satış elemanı olarak çalışan ve ürün satışı yapılan müşterilerden para tahsil etmeye yetkisi bulunan sanığın, anılan şirketin bir kısım ürünlerini satıp, paraları da tahsil etmesine rağmen, bu satışlara ilişkin sahte bonolar düzenleyerek anılan şirketin muhasebe kayıtlarına geçirdiği, bu şekilde tahsil ettiği paraları uhdesinde bulundurmak suretiyle hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda;
1- Resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükme yönelik yapılan temyiz incelemesinde;
Oluşa, sanığın savunmalarına, katılanın beyanlarına, ekspertiz raporuna ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın, birden fazla kişi adına ve değişik zamanlarda sahte bono düzenlemesi şeklinde gerçekleştirdiği sabit görülen eylemlerinin müteselsilen resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğuna yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
2- Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan kurulan hükme yönelik yapılan temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Oluşa ve tüm dosya kapsamına göre; katılana ait mağazada satış elemanı olarak çalışan sanığın, ürünleri adı geçen şirket nam ve hesabına satmak ve tahsil ettiği paraları da katılan şirkete iade etmesi gerekirken, anılan şirketin bir kısım ürünlerini satıp parasını tahsil etmesine rağmen bunlara ilişkin sahte bonolar düzenledikten sonra söz konusu senetleri şirketin kayıtlarına geçirip bu şekilde tahsil ettiği paraları uhdesinde bulundurması şeklinde gerçekleştirdiği sabit görülen eyleminin hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, Cumhuriyet savcısının, katılan vekilinin, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,ancak;
a) 5237 sayılı TCK’nın 155/2. maddesinde; hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun yaptırımının ”bir yıldan yedi yıla kadar hapis ve üçbin güne kadar adlî para cezası” olarak gösterilmesi karşısında; sanık hakkında adli para cezasına da hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden sadece hapis cezasına hükmedilerek eksik ceza tayini,
b) Sanığın birden fazla kişi adına düzenlediği ve tüm dosya kapsamına göre sahte olduğu belirlenen bonoları; şirkete aynı anda teslim edip etmediğinin belirlenerek, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu niteliğindeki eylemlerini, 5237 sayılı TCK’nın 43/2 maddesi kapsamında, aynı katılana yönelik değişik zamanlarda ve birden fazla kez gerçekleştirmiş olduğunun anlaşılması karşısında; sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeden yazılı gerekçeyle eksik ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, Cumhuriyet savcısı, katılan vekili ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, 03.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.