Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/614 E. 2014/14960 K. 18.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/614
KARAR NO : 2014/14960
KARAR TARİHİ : 18.09.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs, resmi belgede sahtecilik,
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kulanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir.Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Tapuda maliki … adlı şikayetçi olan 17 no’lu bağ vasfındaki taşınmazın satılık olduğu bilgisini alan ve elde edilen … kimlik bilgilerine göre üzerine kendi fotoğrafı yapıştırılmış 21/02/2006 tarihli bilirkişi raporuna göre sahte üretilmiş ve aldatıcılık kabiliyetini haiz adli emanete alınan nüfus cüzdanını kullanan sanığın, eşi … adına taşınmazı almak isteyen katılan … ile yapılan pazarlık sonrası, muhtelif harçları şikayetçi … tarafından yatırılmak ve dosyası ikmal edilmek suretiyle devir istemleri için tapu idaresine gidildiğinde durumdan şüphelenen memurların emniyet güçlerine haber verip tertibat aldırmaları sonrasında tarafların imzaları aşamasına geçildiğinde “resmi senette” … (satıcı) hanesine sanığın imzasını atmasını müteakip henüz satış işlemi tamamlanmadan ve şahsa konu parayı almadan yakalanması eyleminin “nitelikli dolandırıcılık” suçunu oluşturduğu iddia olunan somut olayda;
I)“Resmi belgede sahtecilik” suçundan verilen “mahkumiyet” hükmüne yönelen sanığın temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
II) “Nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs” suçundan verilen “mahkumiyet” hükmüne yönelen sanığın temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Temel hapis cezası alt sınırdan takdir ve tayin olunduğu halde aynı gerekçeye dayanılarak, adli para cezasının belirlenmesine esas alınan temel tam gün birim sayısının asgari hadden uzaklaşılarak tespiti suretiyle hükümde çelişkiye neden olunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …’nun temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca bozulmasına, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun, aynı, kanunun, 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan hüküm, fıkrasının c) ana başlığının 1 no’lu bendinde yer alan “60” 2 no’lu bendindeki “30” ve “600” rakamlarının çıkartılarak yerlerine sırasıyla “5”; “2” ve “40” rakamları yazılmak suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 18/09/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.