Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/16092 E. 2014/8325 K. 29.04.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/16092
KARAR NO : 2014/8325
KARAR TARİHİ : 29.04.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın asker arkadaşının babası olan katılan …’yi telefonla arayarak kendisinde çok miktarda tarihi altın sikke bulunduğunu söyleyerek sikkeleri satmaya teklif ettiği, katılan …’ün bu teklifi kabul etmesi üzerine sanık ve katılanın söz konusu sikkelerin alınıp ve satımı konusunda …’de buluşmayı kararlaştırdıkları, katılan …’ün, diğer katılan … ile birlikte …’ye geldiği, sanığın elindeki numuneyi katılanlara gösterdiği, katılanlar ve sanığın altınları alıp satma konusunda anlaştıkları, bu amaçla katılan …’ün Kuveyt Türk Bankasından 19.000.00 TL, Finansbank’tan 500.00 TL olmak üzere toplam 19.500.00 TL para çektiği, sanık …’ın satın alacakları altınların … Kasabasında oturan eniştesinde olduğunu, altınları Kaklık Kasabasına giderek eniştesinden alıp vereceğini söylediği ve birlikte … Kasabasına gittikleri, burada sanığın eniştesinin evini göstermek istemediğini, parayı kendisine vermeleri durumunda altınları getirip kendilerine vereceğini söylediği, bunun üzerine katılanların 19.500.00 TL’ yi sanığa verdikleri, sanığın parayı alarak kaçtığı, sanığın bu şekilde hileli söz ve davranışlarla ikna ettiği katılanlardan haksız menfaat temin ettiği anlaşılmakla, üzerine atılı suçun sübut bulduğuna dair kabulde isabetsizlik görülmemiştir.
Sanığın tutuklu ve gözaltında kaldığı sürelerinin TCK’nın 63. maddesi gereğince cezasından mahsubuna karar verilmemesi, infaz aşamasında dikkate alınması mümkün görüldüğünden bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; sanığa adli para ceza tayin edilmesine ilişkin hükümde yer alan ” 120 gün “, ” 100 gün ” ve ” 2.000 TL ” ibarelerinin yerine sırasıyla ” 5 gün ” ” 4 gün ” ve ” 80 TL.” yazılması suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 29.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.