YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/18628
KARAR NO : 2014/3831
KARAR TARİHİ : 03.03.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak ya da bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Sanığın, … Özel Eğitim Rehabilitasyon Merkezi’nde müdür olarak görev yaptığı, bu merkeze devam eden öğrencilere vermiş oldukları eğitim karşılığında devletten para aldıkları, aynı merkezde öğrenci olan şikayetçinin oğlu olan …’ın 11-17-19-23-26/06/2008 tarihlerinde sanığın yetkilisi olduğu rehabilitasyon merkezine devam etmemesine rağmen ücret tahakkukuna esas alınan Ek-4 olarak nitelendirilen ve öğrencinin velisi tarafından eğitim aldığına dair imzanın atıldığı formun şikayetçi tarafından imzalanmamasına rağmen başkaları tarafından imzalanarak toplamda 262,77 TL’nin devletten haksız olarak alınıp, sanığın yetkilisi olduğu merkeze verildiğinin ön inceleme raporu ile tespit edildiği, Ek-4 olarak nitelendirilen ve maliye tarafından ücret tahakkukuna esas alınan belge ile sanık ve şikayetçinin imzalarının yapılan karşılaştırılmasında belgedeki imzaların şikayetçiye ait olmadığının ekspertiz raporu ile anlaşıldığının iddia edildiği olayda; sanığın savunmalarında 2008 yılının Mayıs ayında anılan merkezde işe başladığını, öğrencilerin devam çizelgesinin tutulmadığını görünce öğretmenleri uyardığını, öğrencilerin devamlılığını öğretmenlerin takip ettiğini, kendisinin önüne gelen evrakların doğru olduğunu düşünerek imzaladığını belirterek suçlamaları kabul etmemesi, rehabilitasyon merkezindeki öğrencilerin devam durumlarının ilgili öğretmen tarafından Ek-5 denilen çizelgeyle takip edildiği, ardından Ek-4 denilen belgede öğretmen ile velinin derse devam eden öğrenciye ilişkin ilgili tarihlerin karşısına imzalarını attıkları, ardından müdürün onay niteliği taşıyan belge altına imza attığı anlaşılmakla, bu hali ile belgenin düzenlenme sorumluluğunun derse çocuğun girdiği şeklinde imza atan öğretmen ile velinin sorumluluğunda olup, sanığın imzasının onaydan öteye geçmediği ve ilgili müdürün devam çizelgesi ile kontrol yapsa dahi bu belgeyi de ilgili öğretmenin imzalayıp düzenlemesi nedeniyle önüne gelen evrakta sahtecilik yapıldığını bilmesinin mümkün olmadığı, kriminal rapordan öğrenci velisi yerine atılan imzaların sanık tarafından atılmadığının tespit edildiği hususları birlikte değerlendirildiğinde, sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarının sanık tarafından işlenmediğinin sabit olduğu gerekçesine dayanan mahkemenin kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Dolandırıcılık ve sahtecilik suçlarından yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 03.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.