Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/881 E. 2014/15058 K. 18.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/881
KARAR NO : 2014/15058
KARAR TARİHİ : 18.09.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nın 158/1-j bendinde,dolandırıcılık suçunun, banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla, işlenmesi, nitelikli hal olarak kabul edilmiştir. Bu suçun oluşabilmesi için, kredi elde eden kişinin banka veya diğer kredi kurumu görevlilerini hile ile aldatmış olması gerekir. Krediyi alan kişinin aldatıcı herhangi bir eylemi olmaksızın,sırf banka elemanlarının kendi görevlerini layıkıyla yerine getirmemeleri yüzünden bir kredi açılmışsa, dolandırıcılıktan bahsedilemez, şartları varsa bankacılık suçundan bahsedilebilir.
Bu suçun mağdurları banka ve diğer kredi kurumlarıdır. 5411 sayılı “Bankacılık Kanunu’nun 3. maddesinde banka, 48. maddesinde ise kredinin tanımı yapılmıştır. Tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlama suçun konusudur. Kredinin tahsis edilmesinin gerekli olup olmadığı, kredi verecek kuruluşun mevzuatında öngörülen düzenlemeler çerçevesinde belirlenir. Fiil, sahte kıymet takdiri raporları veya gerçeğe aykırı belgeler,bilançolar düzenleyerek hileli davranışıyla bunları aldatmaktadır.
Kredi kurumu banka olmamasına karşın faiz karşılığında olsun veya olmasın, kanunen borç vermeye yetkili kılınan kurumlar anlaşılır. Bu itibarla böyle bir yetkiye sahip olmayan bir kişi veya kuruluşa karşı bu fiilin işlenmesi hâlinde koşulları varsa,basit dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır.
Sanık …’in bir süre yanında çalıştığı diğer sanık …’nin yönlendirmesi ile annesi olan sanık … ile birlikte … İnşaat ve Sanayii Ltd Şti’yi kurdukları, sanık …’nın borçlarından dolayı şirket adına kredi çekmeye karar verdikleri ve katılan bankanın Atatürk Caddesi Şubesi’ne müracaat ederek 50.000,00 TL bedelindeki kredi sözleşmesini imzaladıkları, karşılığında borçlusu … Savcı olan 5 adet, borçlusu … … olan 4 adet ve yine borçlusu … … olan 4 adet bonoyu sahte olarak düzenleyip bankaya teslim ettikleri, kredinin 5.000,00 TL’sini aldıklarının iddia edildiği somut olayda;
1- Sanıklar hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükümlerin temyiz incelemesinde;
Bilirkişi raporuna göre; tüm senetlerin aynı kişi tarafından düzenlendiği,…’ın borçlusu olarak göründüğü senetteki yazı ve rakamların sanık …’nın elinden çıktığı,… ve … Savcı’nın borçlusu olduğu senetlerdeki imzaların da kuvvetle muhtemel sanık …’nın elinden çıktığı, gerçekte var olmayan şahıslar adına düzenlenen senetlerin diğer sanıklar tarafından kredi çekilmesi nedeni ile kullanıldığının anlaşılması karşısında resmi belgede sahtecilik suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar ve sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2-Sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hükümlerin temyiz incelemesinde;
Sanıkların kredi başvurusu nedeni ile suça konu senetleri verdikleri şeklinde gerçekleşen eylemde banka çalışanı tanık .. … yeminli beyanında senetleri teminat ve kredi ödemeleri için aldıklarını söylemesi, ilgili bankanın 11.11.2008 tarihli cevabi yazısında kredi sözleşmesi nedeni ile 06.02.2006 tarihinde 5.000,00 TL ödeme yapıldığının, 13 adet senedin ise 10.02.2010 tarihinde bankaya teslim edildiğinin belirtilmesine rağmen dosya içerisinde aslı bulunan katılan bankaya ait çek kabul listesi başlıklı evrakta sanıklar tarafından senetlerin 30.01.2006 tarihinde teslim edildiğinin anlaşılması karşısında dolandırıcılık suçunun unsurlarının tespiti bakımından ilgili bankadan suça konu senetlerin kredi sözleşmesinin imzalanması sırasında mı yoksa daha sonrasında teminat olarak mı alındığının açıkça sorulup çelişkiler giderildikten sonra önceden … borç için senetlerin verilip verilmediği tespit edilip sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Adli para cezası belirlenirken tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı kanunun 52.maddesi uyarınca, 20,00 ile 100,00 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması suretiyle 500 gün olarak belirlenip TCK’nın 62. maddesi gereğince 1/6 oranında indirilip 416 güne hükmedildikten sonra günlüğü 20,00 TL hesabı ile 8.320,00 TL adli para cezasının tespit edilmesi gerekirken neticeden 8.333,00 TL adli para cezasına hükmedilmesi suretiyle fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, Sanık … müdafii ile sanık … ve sanık …’in temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18.09.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.