YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/10736
KARAR NO : 2014/4361
KARAR TARİHİ : 10.03.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın daha önceden tanıdığı ve 3 yıl önce eşi ölen şikayetçi …’e giderek kendisini evlendirebileceğini söylediği, şikayetçinin de bunu kabul ettiği, bunun üzerine şikayetçiyi … ismindeki bir kadınla tanıştırdığı, şikayetçinin, … ile evleneceğini düşünerek bu kişiye 2.600,00 TL değerinde ziynet eşyası aldığı, bu sırada yanlarında tanıklar … ve … ile ..’nin oğlu olarak tanıtılan … ismindeki bir kişinin de olduğu, …’in ..’a gideceğini belirterek şikayetçiden 500,00 TL aldığı, daha sonra şikayetçi ile tanık …’ın, sanığa para vermek üzere …’nin yanından ayrıldıkları, şikayetçinin daha önceden anlaştıkları şekilde sanığa 1.500,00 TL para verdiği, bu
sırada…’nin şikayetçiyi arayarak parayı sanığa verip vermediğini sorduğunda ona teslim ettiğini söylediği, bunun üzerine …ile oğlu …’in, tanık …’ın yanından kaçtıkları, müştekinin telefonlarına çıkmayan sanığın ancak şikayet üzerine güvenlik görevlilerince yakalanabildiği, aşamalardaki tüm savunmalarında, şikayetçiden almış olduğu parayı açık kimlik ve adres bilgilerini bilmediği Yahya’ya verdiğini belirttiği, aynı şekilde … ve …’e ilişkin herhangi bir bilgi vermediği gibi, bu kişilerin sanığın parayı almasından sonra ortadan kayboldukları dikkate alındığında, sanığın bu kişilerle birlikte hareket ettiğinin anlaşılmış olması nedeniyle, eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin uygulanmaması hukuka aykırı ise de, mahkumiyetin kanuni bir sonucu olan güvenlik tedbirlerinin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 10.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.