YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/20627
KARAR NO : 2014/13437
KARAR TARİHİ : 07.07.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanıkların mağdurların köyüne giderek sağlıkçı olduklarını, yakınlarda yeni işyeri açtıklarını, bundan sonra belirli aralıklarla gelip sağlık kontrollerini yapacaklarını söyleyerek sergiledikleri hileli hareketlerle mağdurların güvenini kazanıp piyasa değerinin çok üstündeki rakamlarla tansiyon aleti, masaj aleti ve zayıflama kemerleri sattıkları, mağdurların kendilerine taksitle satılan aletlerin gerçek fiyatını öğrenince dolandırıldıklarını anladıkları somut olayda;
1- Sanık …’un mağdurlar … ve …’e yönelik dolandırıcılık suçlarına ilişkin olarak yapılan temyiz incelemesinde;
Mağdurların anlatımı ile tanıkların sanıkların kendilerini sağlıkçı olarak tanıtarak köyde hasta olup olmadığını sorduklarına yönelik beyanları ve duruşmada dinlenen bilirkişinin ifadesine göre suça konu malların değerlerinin çok üstünde satıldıklarının anlaşılması karşısında dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine,ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 E., 2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamasına rağmen, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin adli para cezalarının alt sınırın üzerinde 60 tam gün olarak tayin edilmesi;
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinini temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezalarına ilişkin sırasıyla “60 gün”, “50 gün” ve “1.000 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün”, “4 gün” ve “80,00 TL” ibaresi eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2- Sanık …’un mağdurlar …… ve …’a, sanık …’un ise tüm mağdurlara yönelik dolandırıcılık suçlarına ilişkin olarak yapılan temyiz incelemesinde;
Sanık …’un dolandırıcılık suçlarına ilişkin olarak; sanığın savunmasında; mağdurlardan …. ve … nin Tüketici Hakem….’ne başvurduklarını mağdurlardan malzemeleri geri aldıklarını evrakı iade ettiğini, müşteki … in ise Tüketici Hakem Heyetine başvurmadığını, kendisini telefonla arayan müştekinin eşinin vefat ettiğini söyleyip sattığı aletleri geri alıp alamayacağını sorduğunu, kendisinin kabul ettiğini, müştekinin evine gelerek aletleri teslim ettiğini kendisinin de evrakları iade ettiğini söylemesi ve …’ın 06.02.2007 tarihli duruşmada şikayetinden vazgeçmesi ile mağdur … …’ın suça konu eşyaları sanığa teslim edip senetlerini aldığını söyleyerek şikayetçi olmaması karşısında ürün iadelerinin ne zaman yapıldığı, mağdurların zararlarının tamamen ya da kısmen karşılanıp karşılanmadığı araştırılarak rıza ile zararlarını giderdiği iddia olunan bu iki mağdur bakımından TCK’nın 168. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,
Sanık …’un dolandırıcılık suçlarına ilişkin olarak; sanık … ve bir kısım mağdurların beyanlarına göre sanıkların eylemleri nedeni ile doğan zararların giderilip giderilmediği araştırılarak sabıkasız olan sanık hakkında 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinin 6. fıkrasının (b) bendinde belirtilen “kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması” koşulunun oluşup oluşmadığı hususu değerlendirilerek sonucuna göre hakkında kurulan hükümler bakımından hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının tartışılmaması,
Kabule göre de;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 Esas, 2007/152 Karar sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamasına rağmen, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin adli para cezalarının alt sınırın üzerinde 60 tam gün olarak tayin edilmesi;
Bozmayı gerektirmiş olup sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenle, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 07.07.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.