Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/854 E. 2014/14983 K. 18.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/854
KARAR NO : 2014/14983
KARAR TARİHİ : 18.09.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat, mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1- Sanıklar …, …, …, …, … …, … haklarında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanıkların, … Gıda Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinin % 75 oranında büyük hissedarı olan şirket ortağı katılanın Türkiye’de bulunmadığı suç tarihlerinde, genel kurullarda aldıkları kararları, katılan genel kurulda bulunuyormuş gibi göstererek, katılanın imzalaması gereken belgeleri sahte olarak düzenleyip imzaladıkları, yokluğunda alınan ve sahte olarak düzenlenen kurul kararlarını kullanarak katılanı zarara uğrattıklarının iddia edildiği somut olayda;
Sanıkların, hileli hareketler ile katılanın şirket faaliyeti hakkında bilgi edinmesini engelleyecek davranışlar içerisine girdiklerine dair delil bulunmadığını bu nedenlerle “beraatlerine” karar verilmesi gerektiğini yine sanıkların ticaret sicil gazetesinde yayınlanan genel kurul kararlarını katılanın bu tarihlerde Türkiye’de olmamasına rağmen varmış gibi var göstererek imzaladıklarından eylemlerinin “özel belgede sahtecilik” suçunu oluşturduğunu takdir eden mahkemenin kabul ve uygulamalarında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma; sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre katılan vekili ve sanıklar müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA,
2- Sanık … hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanığa yüklenen suçların tabi olduğu sanık lehine olan ve suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK’nın 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık dava zaman aşımının suç tarihi olan 07.11.2002 ile inceleme tarihi arasında gerçekleşmiş olması nedeniyle katılan vekili ve sanık müdafiinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321 maddesi gereğince hükümlerin BOZULMASINA, ancak, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi gereğince sanık hakkındaki kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞÜRÜLMESİNE, 18.09.2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.