YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/1630
KARAR NO : 2014/16959
KARAR TARİHİ : 22.10.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1- Sanıklar … ve … hakkında kurulan hükme yönelik olarak yapılan temyiz incelemesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Dolandırıcılık suçunun dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle işlenmesi, bu suçun temel şekline göre daha ağır ceza ile cezalandırılmayı gerektiren bir durum olarak TCK’nın 158/1-a maddesinde düzenlenmiştir. Madde gerekçesine göre, burada dikkat edilmesi gereken husus, dinin bir aldatma aracı olarak kullanılmasıdır.
Din, bir topluluğun sahip olduğu kutsal kitap, peygamber ve Allah kavramını da genellikle içinde bulunduran inanç sistemi ve bu sisteme bağlı olarak yerine getirmeye çalıştığı ahlaki kurallar bütünüdür. Dini inanç, dine inanan, belirli bir dine mensup kişinin duygularıdır. Bir insanın dini inanç ve duyguları ile doğup büyüdüğü, terbiyesini aldığı ailesi, çevresi ve içinde bulunduğu toplum arasında çok sıkı bir ilişki bulunmaktadır.
Bu nitelikli unsurun gerçekleşebilmesi ve suçun oluşabilmesi için, dini kurallara bağlı olanların, önem verdiği değerler, dini inanç ve duygular aldatma aracı olarak kötüye kullanılmalı, bu suretle gerçekleştirilen hile ile haksız bir yarar da sağlanmış olmalıdır.
Ölen sanık …’ın, hakkındaki icra takibi nedeniyle dalgın bir şekilde yürüyen katılan …’ye yaklaşarak konuşmaya başlayıp annesinin hacca gideceğini, ancak gidemeden vefat ettiğini, bu nedenle hac parasını dağıtacağını, dağıtmadan önce parayı okuyup çoğaltacağını anlattığı, katılan …’ye hakkındaki icra takibi nedeniyle yardımcı olacağını ifade edip “Sende de para varsa ver okutmak suretiyle çoğaltalım.” diyerek birlikte yürüdükleri, bu sırada ölen sanık …’in, dosya kapsamındaki iletişim tespit tutanaklarından da anlaşılacağı şekilde devamlı diğer sanıklar … ve … ile görüşerek haberleştiği, ölen sanık … ve katılan …’nin, sanıklar tarafından daha önce belirlenen bir apartmanın içerisine girdikleri, katılanın beyanına göre; sanıklar … ya da …’nın oraya elinde bir tomar para ile geldiği, sanıkların, katılandan parayı çıkarmasını istedikleri, katılan …’nin cebinde bulunan 750.00 TL’yi okunarak çoğalacağı düşüncesi ile ölen sanık …’a verdiği, sanıkların “Başka paran ya da ziynet eşyan yok mu?” diye sormaları üzerine ölen sanık … ile katılan …’nin, tanık …’e ait taksiye binerek önce katılan …’nin evine gittikleri, katılanın evdeki 1.290,00 TL parayı aldığı, kendisini takside bekleyen ölen sanık …’e verdiği, akabinde katılanın, gelini tanık …’nin evine giderek gelininden poşet içerisinde altı adet üçlü burma diye tarif edilen bilezik ile küpe bileklik ve gerdanlığın bulunduğu ziynet eşyalarını da alıp sanığa verdiği, arkasından katılan ve ölen sanık …’ın, daha önce girmiş oldukları apartmana geçtikleri, orada ölen sanık … Aslanın: “Mevlüt okuyanlar öbür eve gitmişler” diyerek katılanı kararlaştırdıkları başka bir apartmana götürdüğü, sanığın bu esnada gelmekte olduklarını diğer sanıklara telefonla haber verdiği, geldikleri esnada diğer sanıkların da yukarıdan aşağıya indikleri ve katılan …’yi “Mevlüt 3. katta okunuyor, çık orada işin hallolacak.” diye 3. kata yönlendirdikleri, katılan …’nin apartmanın 3. katına çıktığında daire kapısında ayakkabı olmadığını ve içeriden ses gelmediğini anlayınca aşağıya indiği, ancak sanıkların olay mahalinden kaçmış olduklarını gördüğü somut olayda; sanıklar … ve …’nın üzerlerine atılı dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediklerine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2- Sanık … hakkında kurulan hükme yönelik olarak yapılan temyiz incelemesinde;
Elektronik ortamda (UYAP) MERNİS’ten alınan 18/10/2014 tarihli nüfus kayıt örneğine göre sanığın, hüküm tarihinden sonra 15/05/2012 tarihinde öldüğü anlaşılmakla, kamu davasının 5237 sayılı TCK’nın 64. maddesi uyarınca düşmesine karar verilmesi zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 22.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.