Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/16103 E. 2014/8386 K. 29.04.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/16103
KARAR NO : 2014/8386
KARAR TARİHİ : 29.04.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, hayvancılıkla uğraşan katılanın evine giderek 40-50 tane keçi almak istediğini söylediği, katılanın kendisinde o kadar keçinin bulunmadığını, sadece iki adet keçisinin bulunduğunu söylediği ve bu keçilerin 140 TL’ye satılması konusunda anlaştıkları, sanığın üzerinde para olmadığını, ilçeye gidip bankamatikten parayı çekebileceğini söylediği, birlikte ilçeye geldikleri, sanığın bankamatikte bir iki işlem yapmaya çalıştığı, daha sonra katılana “bankamatikte para yok ben arkadaşıma telefon edeyim parayı yatırsın” dediği, daha sonra telefonda birilerini aradığı izlemini vererek, “hayvan aldım parayı yatırın” şeklinde konuştuğu, bu sırada sanık ve katılanın paraya beklereken bir benzinliğe gidip çay içmeye karar verdikleri, benzinlikte sanığın yaptığı telefon görüşmelerinden sonra, kendisine para gönderecek arkadaşının arabasının tekerinin patladığını, onu gidip alması gerektiğini söyleyerek, araçta hayvanlar bulunduğu halde gittiği ve geri dönmediği olayda, dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanığın adli sicil kaydında tekerrüre esas mahkumiyeti bulunduğu halde TCK’nın 58. maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hüküm tarihinden önce, 01.03.2008 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5739 sayılı Kanun’un 4. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nın 50. maddesinin 6. fıkrasında yer alan “yaptırımın” ibaresi “tedbirin” olarak değiştirilerek, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 106. maddesinin 4. ve 9. fıkraları yeniden düzenlenmiş ve 10. fıkrası yürürlükten kaldırılmış olup, adli para cezalarının tamamının bu değişiklikten sonra 5275 sayılı Kanununun 106. maddesinde belirtilen yönteme uygun biçimde infaz edileceği ve hapisten çevrilen adli para cezasının yerine getirilmemesi durumunda, 5237 sayılı TCK’nın 50/6. maddesinin uygulanamayacağının gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün, bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından TCK 50/6 maddesinin uygulanmasına ilişkin (B-5) paragrafının çıkartılması suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 29.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.