Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/1674 E. 2014/17097 K. 23.10.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/1674
KARAR NO : 2014/17097
KARAR TARİHİ : 23.10.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat, mahkûmiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanıklar hakkında hükmolunan ceza miktarına nazaran, sanıklar müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 318. maddesi uyarınca reddine karar verilerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir.Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Kayseri il merkezinde faaliyet gösteren … Medikal Ltd. Şti.’nin ortağı ve sorumlu müdürleri olan sanıkların, SSK’ya bağlı sigortalıların yakınları olan hastalara düzenlenen raporlar doğrultusunda reçete edilen protez ve benzeri sağlık malzemelerinin tamamı verilmediği halde, adı geçen şirketçe rapor ve reçetelerde yazılan tüm tıbbi malzemelerin verildiğine dair faturalar düzenlenerek bedellerinin SSK Kayseri Sağlık İşleri İl Müdürlüğünden tahsil edildiğine dair duyum üzerine yapılan araştırma ve incelemelerde, 09.10.2005-26.03.2007 tarihleri arasında farklı kişilere 146 adet ortopedik bot satılarak toplam 43.605.12 TL’lik fatura düzenlendiği, reçete ve faturalarda ortopedik bot+polietilen mold (pafo)+çektirme denilen malzemeler yazılı olduğu halde, sigortalı hastalara verilen botlarda çektirme bantının olmadığı bu süreç içerisinde katılan kuruma 63.217.55 TL lik fatura düzenlendiği, bunun 43.605.12 TL sinin ödendiği böylece sanıkların üzerlerine atılı suçları işlediklerinin iddia edildiği olayda,
1-Sahtecilik suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2-Nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince:
Dosyada mevcut bilirkişi kurulu raporlarında, botların sağlık mevzuatına dizayn ediliş şekli bakımından uygun ve reçeteye uyumlu olduğunun tespit edildiği, ithalatçı firma olan … Ltd. Şti. müdürü olan …’ın yargılama sırasında alınan beyanında, bahse konu botta çektirme bandının bulunduğunu kendisine teftiş kurulunca yapılan soruşturma sırasında, T bandının bulunup bulunmadığının sorulduğunu, kendisinin de T bandının olmadığını söylediğini, çektirme bandını sormadıklarını, bu botta T bandının olmayıp benzer işlevde çektirme bandının bulunduğunu ifade etmesi, yine dinlenilen tanıkların reçete ile uyumlu malzeme aldıklarını ve memnun kaldıklarını beyan etmeleri karşısında, dolandırıcılık suçunun yasal unsurları oluşmadığı gözetilmeden sanıkların beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi,
Kabule göre de;
5237 sayılı TCK’nın 158. maddesinin 1. fıkrasının (e), (f) ve (j) bentlerinde sayılan hallerde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı kanunun 52. maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezası belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili ve sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 23.10.2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.