YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/5315
KARAR NO : 2014/18021
KARAR TARİHİ : 04.11.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, hakaret
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanık … hakkında hakaret suçundan kurulan hükmün temyiz itirazlarının incelenmesinde,
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye …, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur.İsnadın ispatı konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek;mağdurun … şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, … ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır.
Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır.
Hakaret huzurda işlenebileceği gibi, gıyapta da işlenebilir. Gıyapta hakaretin cezalandırılabilmesi için, mağdurun yokluğunda en az ikiden fazla kişilerle ihtilat edilerek yani en az üç kişinin hakaret sözünü öğrenmiş olması kaydıyla hakaretin yapılması şarttır. Mağdur bu sayıya dâhil değildir. Mağdurun hazır olması halinde gıyapta hakaret den bahsedilemez. Kendileriyle ihtilat edilen kişilerin bir arada bulunmaları ve hakaret sözünü aynı anda
Öğrenmelerine gerek yoktur. İhtilat aktarma suretiyle gerçekleşmişse hakaret sözlerinin aynı yada benzer olması aranmalıdır. Fail, sözlerini ikiden fazla kişiye söylemekte yada daha çok kişinin duyabileceği bir yerde konuşmakta ve sözleri başkaları tarafından duyulabilmekte, failde bu durumun bilincinde ise ihtilat oluşmuştur.
Suçun alenen işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Aleniyet, belirsiz sayıda kişilerin hakaret oluşturan sözü duymalarına olanak sağlamak suretiyle suçun işlenmesini ifade eder. Failin, hakaret oluşturan sözün duyulması olanağını yaratmış olması yeterlidir. Söylenen sözün fiilen duyulmuş olup olmaması önemli değildir.
Somut olayda; sanıklar … ile katılan … arasında alacak verecek meselesi olduğu, bu alacak nedeni ile sanıkların katılan lehine bono düzenledikleri, olay tarihinde katılanın alacağını almak amacı ile sanıkların işyerine gittiği, …’nin kasadan para çıkararak katılana verecekmiş gibi saymaya başladığı, bu sırada diğer sanık …’in de “senedi ver bizim defterle karşılaştırayım” diyerek bonoyu katılandan aldığı ve hızlıca senedin üzerine “iptal” yazdığı, …’nin parayı tekrar kasaya koyduğu, herhangi bir ödemede bulunmadığı, bu itibarla sanıklar … ve …’nin hileli davranışlarla katılanı yanılttıkları, onun zararına olarak kendilerinin yarar sağladıkları, diğer sanık …’in ise katılana “defol git sana para falan yok” diyerek hakarette bulunduğu iddia edilen olayda, sanığın müsnet suçu işlediğine dair kesin, inandırıcı ve ceza mahkumiyetlerine yeterli delil olmaması ve yüklenen suçun sanık … tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle beraatına dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2-Sanık … ve … hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan hükümlerin temyiz itirazlarının incelenmesinde,
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık …’in “senedi ver, bizim defterle karşılaştırayım” diyerek bonoyu katılandan aldığı ve hızlıca senedin üzerine “iptal” yazdığı, sanık …’nin ise parayı tekrar kasaya koyduğu, herhangi bir ödemede bulunmadığının tanıklar … ve …’in kovuşturma aşamasındaki beyanları ile de doğrulanması nedeniyle sanıkların eyleminin TCK’nın 205/1 maddesinde düzenlenen resmi belgeyi bozmak suçunu oluşturduğu gözetilmeden sanıklar hakkında yazılı şekilde dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 04.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.