Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/17202 E. 2014/10208 K. 22.05.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/17202
KARAR NO : 2014/10208
KARAR TARİHİ : 22.05.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği,fiille olan ilişkisi,mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanıkla birlikte hareket eden ve açık kimlik bilgileri tespit edilemeyen bir kişinin, Küçükçekmece ilçesi Marmara Caddesi üzerinde durmakta olan katılanın yanına gelerek bir adres sorduğu, katılanın da bilmediğini söylediği, bu esnada sanık …’in de gelerek sohbete dahil olduğu, daha sonra adres soran şahsın cebinden sarı renkli, altına benzer bir saat çıkartarak, yolda kaldığını, parasının çalındığını belirtip gösterdiği saati satacak kuyumcu aradığını söylediği, sanık …’in de suça konu saate bakarak en az 12000 Euro edeceğini belirtip, satın almak için eve gidip para getireceğini söylediği, bu sırada yine sanıkla birlikte hareket eden ve açık kimlik bilgileri tespit edilemeyen üçüncü bir şahsın da olay yerine gelerek söz konusu saatin çok değerli olduğunu söyleyip oradan ayrıldığı, akabinde adres soran şahsın suça konu saati katılana satma teklifinde bulunduğu, saatin değerli olduğuna inanan katılanın da bu kişiyi evine götürerek 900 TL verip saati satın aldığı, parayı alan şahsın hızlı bir şekilde evden gitmesi nedeniyle durumdan şüphelenen katılanın yaptırdığı kontrol sonucunda satın aldığı saatin değersiz olduğunu öğrenerek dolandırıldığını anladığının iddia edildiği olayda; sanık savunması, katılan ifadesi, teşhis tutanağı, takdiri kıymet tutanağı ve tüm dosya kapsamına göre suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda cezaların içtimaının düzenlenmediği gözetilmeden sanığa sonuç olarak tayin edilen 10 ay hapis ve 4 gün karşılığı adli para cezasının TCK’nın 50/1-a ve 52/2. maddeleri uyarınca 304 gün üzerinden hesap edilerek 6.080 lira adli para cezasına çevrilmesine hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasının 3 nolu bendinin çıkartılarak, yerine “5237 sayılı TCK’nın 50/1-a, 52/2-3. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezasının günlüğü 20 liradan 6.000 lira seçenek yaptırım adli para cezasına çevrilmesine” bendi eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 22.05.2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.