Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2014/13731 E. 2014/15163 K. 22.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/13731
KARAR NO : 2014/15163
KARAR TARİHİ : 22.09.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nın 158/1-j bendinde, dolandırıcılık suçunun, banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla işlenmesi nitelikli hal olarak kabul edilmiştir. Bu suçun oluşabilmesi için, kredi elde eden kişinin banka veya diğer kredi kurumu görevlilerini hile ile aldatmış olması gerekir. Krediyi alan kişinin aldatıcı herhangi bir eylemi olmaksızın, sırf banka elemanlarının kendi görevlerini layıkıyla yerine getirmemeleri yüzünden bir kredi açılmışsa dolandırıcılıktan değil, şartları varsa bankacılık suçundan bahsedilebilir.
Bu suçun mağdurları banka ve diğer kredi kurumlarıdır. 5411 sayılı “Bankacılık Kanunu’nun 3. maddesinde banka, 48. maddesinde ise kredinin tanımı yapılmıştır. Tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlama suçun konusudur. Kredinin tahsis edilmesinin gerekli olup olmadığı, kredi verecek kuruluşun mevzuatında öngörülen düzenlemeler çerçevesinde belirlenir. Fiil, sahte kıymet takdiri raporları veya gerçeğe aykırı belgeler, bilançolar düzenleyerek hileli davranışıyla bunları aldatmaktadır.
Kredi kurumu banka olmamasına karşın faiz karşılığında olsun veya olmasın, kanunen borç vermeye yetkili kılınan kurumlar anlaşılır. Bu itibarla böyle bir yetkiye sahip olmayan bir kişi veya kuruluşa karşı bu fiilin işlenmesi hâlinde koşulları varsa basit dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır.
Sanıkların, … … … şubesinden 200.000,00 TL kredi alabilmek için müracaatta bulunmaları üzerine 07.07.2005 tarihinde imzalanan kredi sözleşmesinde çekilmek istenilen kredi meblağının yüksek olması nedeniyle iki kefile ihtiyaç olduğundan, sanık …’in, eşi olan …’ten almış olduğu 13.01.2005 tarihli genel vekâletname çerçevesinde asıl borçlu olarak eşini gösterdiği, sanık … ile tanık …’in de kefil sıfatıyla sözleşmeyi imzaladıkları, 2006 yılının 10. ayında banka tarafından teminat istenilmiş olması nedeniyle, sanık …’in Türkiye İş bankasına ait … adına verilmiş … no’lu çeki boş olarak ele geçirdikten sonra düzenleyip, …’ın yerine imzalayarak teminat olarak bankaya verdiği, çek üzerinde yaptırılan imza incelemesine ilişkin 13.11.2007 tarihli bilirkişi raporuna göre, çekin altındaki imzanın …’ın eli mahsulü olmadığının tespit edildiği, 27.03.2008 tarihli bilirkişi raporunda ise, söz konusu çekteki keşideci imzasının sanık …’in eli mahsulü olduğunun iddia edildiği somut olayda; banka tarafından 07.07.2005 tarihinde açılan kredinin çekilmesinden sonra, suça konu çekin 2006 yılının 10. ayında bankaya teminat olarak verilmesi karşısında, önceden doğmuş borç için hileli davranışlarda bulunulması nedeniyle her iki sanık yönünden dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı ve sanık …’in çekteki sahtecilik olayına iştirak ettiğine dair delil de bulunmadığı gerekçesiyle verilen beraat kararlarının usul ve yasaya uygun olduğu; öte yandan, tanık … …’ın bilgisi dışında alınan çeki doldurup imzaladığı bilirkişi raporlarıyla sabit olan sanık …’in eyleminin, resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu yönündeki mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanık … hakkında kurulan hapis cezasının kanuni bir sonucu olan TCK’nın 53. maddesinde yer alan güvenlik tedbirlerinin uygulanmaması yasaya aykırı ise de; bu durumun infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Dolandırıcılık ve sahtecilik suçlarından yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekili ile sanık … müdafiinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 22.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.